KARS VE ATAKÖY'ÜMÜZLE İLGİLİ DİĞER FOTOĞRAFLARA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYIN:
18 Ağustos 2009 Salı
16 Ağustos 2009 Pazar
ARKADAŞIM.
Aylar geçse, yıllar geçse,
Bel bükülüp diş dökülse,
Hep saçlarım beyaz olsa,
Ben senin ismini asla,
Unutamam, unutamam.
Gözde gözlük, elde asa,
Gezerek gönlüm yorulsa,
Alacağım her nefeste,
Ben senin ismini asla,
Unutamam, unutamam.
Görülmemiş bir dert bulsa,
Her yerim yarayla dolsa,
Garip başım dara kalsa,
Ben senin ismini asla,
Unutamam, unutamam.
Cancağızım olsa hasta,
Kapımı çalınca posta,
Göç gününde son nefeste,
Ben senin ismini asla,
Unutamam inan ki!
5 MAYIS 1974
Yılmaz KANDEMİRCİ
Kars-Tekneli köyü
Aylar geçse, yıllar geçse,
Bel bükülüp diş dökülse,
Hep saçlarım beyaz olsa,
Ben senin ismini asla,
Unutamam, unutamam.
Gözde gözlük, elde asa,
Gezerek gönlüm yorulsa,
Alacağım her nefeste,
Ben senin ismini asla,
Unutamam, unutamam.
Görülmemiş bir dert bulsa,
Her yerim yarayla dolsa,
Garip başım dara kalsa,
Ben senin ismini asla,
Unutamam, unutamam.
Cancağızım olsa hasta,
Kapımı çalınca posta,
Göç gününde son nefeste,
Ben senin ismini asla,
Unutamam inan ki!
5 MAYIS 1974
Yılmaz KANDEMİRCİ
Kars-Tekneli köyü
İLKÖĞRETİM HAFTASI
Merhaba arkadaşlar,
İşte yine sonbahar,
İçimizde heyecan,
Açıldı tüm okullar.
Kız erkek ayrılmadan,
Hep okula koşalım,
El ele tutuşarak,
Eğlenelim coşalım,
Atatürk’ün yolunda,
İlkeleri dilimde,
Yürüyelim her zaman
O’nun aydın yolunda.
Durmadan çalışalım,
Her zorluğu aşalım,
Ata’nın gösterdiği,
Hedefe ulaşalım.
Bayraklarla süslendi,
Yurdumun her köşesi,
Kutlu olsun herkese,
İlköğretim haftası.
Yılmaz KANDEMİRCİ
Eylül 1990 İZMİR
17 Haziran 2009 Çarşamba
SEHER YELİ.
Esme seher yeli esme,
Dökeceğin yaprağım yok,
Bana derler bir ağaç dik,
Dikilecek toprağım yok.
Seher yeli serin olur,
Dost yarası derin olur,
Bağ beslersen gülün olur,
Gül dikecek bir bağım yok.
Bülbüller öter seherde,
Kimsesizim gurbet elde,
Giriftar oldum her derde,
Derdime bir ortağım yok.
Seher yeli esti, coştu,
Gençliğim başımdan uçtu,
Saçlarım hep beyazlaştı,
Durduracak bir gücüm yok.
3 NİSAN 1996
Yılmaz KANDEMİRCİ
İZMİR
Esme seher yeli esme,
Dökeceğin yaprağım yok,
Bana derler bir ağaç dik,
Dikilecek toprağım yok.
Seher yeli serin olur,
Dost yarası derin olur,
Bağ beslersen gülün olur,
Gül dikecek bir bağım yok.
Bülbüller öter seherde,
Kimsesizim gurbet elde,
Giriftar oldum her derde,
Derdime bir ortağım yok.
Seher yeli esti, coştu,
Gençliğim başımdan uçtu,
Saçlarım hep beyazlaştı,
Durduracak bir gücüm yok.
3 NİSAN 1996
Yılmaz KANDEMİRCİ
İZMİR
5 Mayıs 2009 Salı
KÖYÜME ZİYARET
KÖYÜME ZİYARET
Yıllar oldu ben köyümden ayrıyım,
O güzel köyümü gezmeye geldim.
Çocukken derede gölme yapardık,
Yine gölme yapıp yüzmeye geldim.
Ekmek aş yüzünden köyden ayrıldım,
Gurbet ateşiyle yandım kavruldum,
Yıllardır dostlardan çok ayrı kaldım,
Eski dost, arkadaş görmeye geldim.
Deresi var, bandozu var, harğı var,
Bulağlardan akar buz gibi sular,
İçenlere abu-hayat sunarlar,
Orta bulağdan su içmeye geldim.
Köyümün hasreti burnumda tüter,
Atamız, anamız orada yatar,
El açıp başında edip dualar,
Kabrini ziyaret etmeye geldim.
Gurbete gidenler köye gelirdi,
Akrabalar buna çok sevinirdi,
Gelen gurbetçiye kuzu keserdi,
Bende kuzu eti yemeye geldim.
Köyümde yemekler türlü türlüdür,
Ğengeli, ğaşılı pilav ünlüdür,
Kar yiyen kazları kesme günüdür,
Kaz eti çok güzel yemeye geldim.
İlkbaharda herkes çifte çıkardı,
Belinde peştamal tohum seperdi,
Düzde satancılar meyve satardı,
O tatlı meyveden yemeye geldim.
Arpa biçiminde çöle giderdik,
Modyam olup tarlaları biçerdik,
Sabah yemeyinde pişi yiyerdik,
Tırpan alıp tarla biçmeye geldim.
Yaz gelince yaylamıza çıkardık,
Türkü söyleyerek halay çekerdik,
Gaymak, guymak, kete, nezikler yerdik,
Güzel yaylamızı görmeye geldim.
Köylülerin çoğu köyden göç etmiş,
Binalar yıkılıp duvarlar çökmüş,
Eski ustalarda köyü terk etmiş,
Yıkılan evleri dikmeye geldim.
Gündüz hayalimden, gece düşümden,
Köyümün sevdası gitmez başımdan,
Vazgeçemem toprağından, taşından,
ATAKÖYÜM seni görmeye geldim,
Yılmaz'ım eski günleri anmaya geldim.
1 MAYIS 2009 Yılmaz KANDEMİRCİ
İZMİR.
Yıllar oldu ben köyümden ayrıyım,
O güzel köyümü gezmeye geldim.
Çocukken derede gölme yapardık,
Yine gölme yapıp yüzmeye geldim.
Ekmek aş yüzünden köyden ayrıldım,
Gurbet ateşiyle yandım kavruldum,
Yıllardır dostlardan çok ayrı kaldım,
Eski dost, arkadaş görmeye geldim.
Deresi var, bandozu var, harğı var,
Bulağlardan akar buz gibi sular,
İçenlere abu-hayat sunarlar,
Orta bulağdan su içmeye geldim.
Köyümün hasreti burnumda tüter,
Atamız, anamız orada yatar,
El açıp başında edip dualar,
Kabrini ziyaret etmeye geldim.
Gurbete gidenler köye gelirdi,
Akrabalar buna çok sevinirdi,
Gelen gurbetçiye kuzu keserdi,
Bende kuzu eti yemeye geldim.
Köyümde yemekler türlü türlüdür,
Ğengeli, ğaşılı pilav ünlüdür,
Kar yiyen kazları kesme günüdür,
Kaz eti çok güzel yemeye geldim.
İlkbaharda herkes çifte çıkardı,
Belinde peştamal tohum seperdi,
Düzde satancılar meyve satardı,
O tatlı meyveden yemeye geldim.
Arpa biçiminde çöle giderdik,
Modyam olup tarlaları biçerdik,
Sabah yemeyinde pişi yiyerdik,
Tırpan alıp tarla biçmeye geldim.
Yaz gelince yaylamıza çıkardık,
Türkü söyleyerek halay çekerdik,
Gaymak, guymak, kete, nezikler yerdik,
Güzel yaylamızı görmeye geldim.
Köylülerin çoğu köyden göç etmiş,
Binalar yıkılıp duvarlar çökmüş,
Eski ustalarda köyü terk etmiş,
Yıkılan evleri dikmeye geldim.
Gündüz hayalimden, gece düşümden,
Köyümün sevdası gitmez başımdan,
Vazgeçemem toprağından, taşından,
ATAKÖYÜM seni görmeye geldim,
Yılmaz'ım eski günleri anmaya geldim.
1 MAYIS 2009 Yılmaz KANDEMİRCİ
İZMİR.
22 Nisan 2009 Çarşamba
23 NİSAN
Yıl 1920 aylardan Nisan,
Toplandı delegeler yurdumun dört yanından,
Yükseldi o gün bir ses dedi millet egemen,
Kurtuldu milletimiz yöneten tek insandan.
Egemenlik ulusun diye haykırdı atam,
Kaldırıldı ülkemden padişahlık ve sultan,
Bu günün sevinciyle coşupta taşar insan,
Sevinelim, coşalım, çalışalım durmadan.
Tasaya gama paydos sona erdi kötü gün,
Bu seviçli gününle öğün türk oğlu öğün,
Eğmeyeceksin artık hiç bir kimseye boyun,
Tarihe şanla yazdı, senin o yüce soyun.
Artık millet söz bizde sandıklara gidelim,
Bizi yönetenleri oyumuzla seçelim,
Bir oy ne ki demeyip kıymetini bilelim,
"Damlaya, damlaya göl olur." unutmayalım.
Geride kaldı keder kurtuldu bütün vatan,
Çocuklara armağan bu gün büyük atadan,
Milletce parolamız artık yönetim halktan,
Sevinelim hepimiz bu gün 23 NİSAN.
22 NİSAN 2009 Yılmaz KANDEMİRCİ
İZMİR
Yıl 1920 aylardan Nisan,
Toplandı delegeler yurdumun dört yanından,
Yükseldi o gün bir ses dedi millet egemen,
Kurtuldu milletimiz yöneten tek insandan.
Egemenlik ulusun diye haykırdı atam,
Kaldırıldı ülkemden padişahlık ve sultan,
Bu günün sevinciyle coşupta taşar insan,
Sevinelim, coşalım, çalışalım durmadan.
Tasaya gama paydos sona erdi kötü gün,
Bu seviçli gününle öğün türk oğlu öğün,
Eğmeyeceksin artık hiç bir kimseye boyun,
Tarihe şanla yazdı, senin o yüce soyun.
Artık millet söz bizde sandıklara gidelim,
Bizi yönetenleri oyumuzla seçelim,
Bir oy ne ki demeyip kıymetini bilelim,
"Damlaya, damlaya göl olur." unutmayalım.
Geride kaldı keder kurtuldu bütün vatan,
Çocuklara armağan bu gün büyük atadan,
Milletce parolamız artık yönetim halktan,
Sevinelim hepimiz bu gün 23 NİSAN.
22 NİSAN 2009 Yılmaz KANDEMİRCİ
İZMİR
18 Nisan 2009 Cumartesi
GÜVENME HİÇ HAYATA
Aldanmışsın dünyaya ne yazık sonu boştur.
Hayaller hep nafile ümidin sonu yoktur.
Güvenme hiç hayata dur demez yaşlarına,
Her gün birini ekler ağaran saçlarına.
İnanma sevgiliye sevginin sonu boştur.
Düşersin bir kalpsize çilenin sonu yoktur.
Güvenme hiç hayata dur demez yaşlarına,
Her gün birini ekler ağaran saçlarına.
Bağlanma kadehlere içkinin sonu boştur.
Aldanma sarhoşluğa inan ki sonu yoktur.
Güvenme hiç hayata dur demez yaşlarına,
Her gün birini ekler ağaran saçlarına.
Gençliğe bel bağlama sonu ihtiyarlıktır.
Yaşadığın gün kârın sonumuz mezarlıktır.
Güvenme hiç hayata dur demez yaşlarına,
Her gün birini ekler ağaran saçlarına.
08 NİSAN 1974 Yılmaz KANDEMİRCİ
Kars Tekneli Köyü
Aldanmışsın dünyaya ne yazık sonu boştur.
Hayaller hep nafile ümidin sonu yoktur.
Güvenme hiç hayata dur demez yaşlarına,
Her gün birini ekler ağaran saçlarına.
İnanma sevgiliye sevginin sonu boştur.
Düşersin bir kalpsize çilenin sonu yoktur.
Güvenme hiç hayata dur demez yaşlarına,
Her gün birini ekler ağaran saçlarına.
Bağlanma kadehlere içkinin sonu boştur.
Aldanma sarhoşluğa inan ki sonu yoktur.
Güvenme hiç hayata dur demez yaşlarına,
Her gün birini ekler ağaran saçlarına.
Gençliğe bel bağlama sonu ihtiyarlıktır.
Yaşadığın gün kârın sonumuz mezarlıktır.
Güvenme hiç hayata dur demez yaşlarına,
Her gün birini ekler ağaran saçlarına.
08 NİSAN 1974 Yılmaz KANDEMİRCİ
Kars Tekneli Köyü
16 Nisan 2009 Perşembe
İLK BAHAR
Vurdu güneş sıcağı,
Toprağın ensesine,
Sürdü karı soğuğu,
Dağların tepesine.
Havaya suya derken,
Düştü cemre toprağa,
Ağaca su yürüdü,
Canlandı bütün doğa.
Kar kapıdan yok oldu,
Artık her taraf yeşil,
Kırlar arıyla doldu,
Açıl çiçeğim açıl.
Gürleyen gök sesiyle,
Yeşerdi bütün yerler,
Kırlar çiçekle doldu,
Koşun kıra çocuklar.
Kalkın çiftçi kardeşler,
Başlan artık işlere,
Su verin, çapa vurun,
Yeşeren yemişlere.
Çevre ak yorganını,
Verdi yeşile ala,
Kışım sana elveda,
Kavuştuk İLKBAHARA
Yılmaz KANDEMİRCİ
7.04.1974 Kars Tekneli köyü
Vurdu güneş sıcağı,
Toprağın ensesine,
Sürdü karı soğuğu,
Dağların tepesine.
Havaya suya derken,
Düştü cemre toprağa,
Ağaca su yürüdü,
Canlandı bütün doğa.
Kar kapıdan yok oldu,
Artık her taraf yeşil,
Kırlar arıyla doldu,
Açıl çiçeğim açıl.
Gürleyen gök sesiyle,
Yeşerdi bütün yerler,
Kırlar çiçekle doldu,
Koşun kıra çocuklar.
Kalkın çiftçi kardeşler,
Başlan artık işlere,
Su verin, çapa vurun,
Yeşeren yemişlere.
Çevre ak yorganını,
Verdi yeşile ala,
Kışım sana elveda,
Kavuştuk İLKBAHARA
Yılmaz KANDEMİRCİ
7.04.1974 Kars Tekneli köyü
20 Aralık 2008 Cumartesi
KÖYLÜ KARDEŞ
Köylü kardeş bir sualim var sana,
Nerde boz öküzler? Nerde çubuklar?
Modadan mı düştü? Asır mı döndü?
Nerde peştamalın? Nerde çarıklar.
İkinci soruma nedir cevabın;
Nerde ön tekerler? Nerde dırabın?
Motor mu alacan; şoför mü oldun?
Nerde ehliyetin? Nerde hesabın?
Köylü kardeş sana üçüncü sorum,
Nerede harmanın? Nerede sapın?
Sendikalı olup grev mi yaptın?
Nerede kanunun? Nerede hakkın?
Atamız, köylüye efendi derdi,
Kendi tarlasını kendi sürerdi,
Kendisi üretip kendisi yerdi,
O zaman var mıydı ekmek su derdi?
Yılmaz der son defa cevap ver hemen,
Nerde kırık yaban? Nerede dirgen?
Şehire mi göçün, sırtında yorgan?
Nerede ev aldın? Nerede arsan?
Yılmaz KANDEMİRCİ
9 MAYIS 1974 KARS Merkez Tekneli Köyü
Köylü kardeş bir sualim var sana,
Nerde boz öküzler? Nerde çubuklar?
Modadan mı düştü? Asır mı döndü?
Nerde peştamalın? Nerde çarıklar.
İkinci soruma nedir cevabın;
Nerde ön tekerler? Nerde dırabın?
Motor mu alacan; şoför mü oldun?
Nerde ehliyetin? Nerde hesabın?
Köylü kardeş sana üçüncü sorum,
Nerede harmanın? Nerede sapın?
Sendikalı olup grev mi yaptın?
Nerede kanunun? Nerede hakkın?
Atamız, köylüye efendi derdi,
Kendi tarlasını kendi sürerdi,
Kendisi üretip kendisi yerdi,
O zaman var mıydı ekmek su derdi?
Yılmaz der son defa cevap ver hemen,
Nerde kırık yaban? Nerede dirgen?
Şehire mi göçün, sırtında yorgan?
Nerede ev aldın? Nerede arsan?
Yılmaz KANDEMİRCİ
9 MAYIS 1974 KARS Merkez Tekneli Köyü
11 Aralık 2008 Perşembe
NASIL GEÇMİŞ HABERSİZ
Mevsim ilkbaharında tanışmıştık seninle,
Bu aşka ikimiz de başlamıştık yeminle,
Öten bülbül sesiyle aşkımız geldi dile,
Benziyordu aşkımız yeni açan bir güle.
Nasıl geçmiş habersiz günler, aylar, seneler,
Maziden bana kalan sadece hatıralar.
Süslemişti ağaçlar sevgimizi güllerle,
Kıskandı aşkımızı öten bülbüller bile,
Söyledi şarkımızı rüzgârlar geldi dile,
Yeşermişti aşkımız yağan yağmurlar ile.
Nasıl geçmiş habersiz günler, aylar, seneler,
Maziden bana kalan sadece hatıralar.
Geldi hazan mevsimi gül dökülür solarak,
Sen kuruyan bir ağaç, ben ise solan yaprak,
Bir rüzgârın esiri uçuşur sevgimiz bak,
Geçen günler hatıra aşkımız oldu serap.
Nasıl geçmiş habersiz günler, aylar, seneler,
Maziden bana kalan sadece hatıralar.
Yılmaz KANDEMİRCİ
18 NİSAN 1974
KARS MERKEZ TEKNELİ KÖYÜ
Bu aşka ikimiz de başlamıştık yeminle,
Öten bülbül sesiyle aşkımız geldi dile,
Benziyordu aşkımız yeni açan bir güle.
Nasıl geçmiş habersiz günler, aylar, seneler,
Maziden bana kalan sadece hatıralar.
Süslemişti ağaçlar sevgimizi güllerle,
Kıskandı aşkımızı öten bülbüller bile,
Söyledi şarkımızı rüzgârlar geldi dile,
Yeşermişti aşkımız yağan yağmurlar ile.
Nasıl geçmiş habersiz günler, aylar, seneler,
Maziden bana kalan sadece hatıralar.
Geldi hazan mevsimi gül dökülür solarak,
Sen kuruyan bir ağaç, ben ise solan yaprak,
Bir rüzgârın esiri uçuşur sevgimiz bak,
Geçen günler hatıra aşkımız oldu serap.
Nasıl geçmiş habersiz günler, aylar, seneler,
Maziden bana kalan sadece hatıralar.
Yılmaz KANDEMİRCİ
18 NİSAN 1974
KARS MERKEZ TEKNELİ KÖYÜ
3 Kasım 2008 Pazartesi
AYNA SUÇSUZ
Aynayla yatıp kalkardın,
Resmine hayran bakardın,
Yıllara meydan okuyup,
Ayna hep dost kalır sandın.
Yıllar yılı kovaladı,
Resmin değişik hal aldı,
Aradığın görüntüler,
Çok eskilerde kaldı.
Aynaya hayranlık gitti,
Süslenip taranmak bitti,
Gençlik de seni terk etti,
Ah! Yaşlılık gelip çattı.
Saç ağarıp bel büküldü,
Güzellik yüzden çekildi,
Artık hayaller yıkıldı,
Aynalar hep düşman oldu.
Dost baktığın aynalara,
Kızarak bakma sakın,
Bu aynanın suçu değil,
Yaşamın bir hakikati.
Yılmaz KANDEMİRCİ
22 EKİM 2008 İZMİR
Aynayla yatıp kalkardın,
Resmine hayran bakardın,
Yıllara meydan okuyup,
Ayna hep dost kalır sandın.
Yıllar yılı kovaladı,
Resmin değişik hal aldı,
Aradığın görüntüler,
Çok eskilerde kaldı.
Aynaya hayranlık gitti,
Süslenip taranmak bitti,
Gençlik de seni terk etti,
Ah! Yaşlılık gelip çattı.
Saç ağarıp bel büküldü,
Güzellik yüzden çekildi,
Artık hayaller yıkıldı,
Aynalar hep düşman oldu.
Dost baktığın aynalara,
Kızarak bakma sakın,
Bu aynanın suçu değil,
Yaşamın bir hakikati.
Yılmaz KANDEMİRCİ
22 EKİM 2008 İZMİR
7 Ağustos 2008 Perşembe
YEĞENİMİN DUYGULARIYLA…
ATAKÖY
Benim ikinci köyümdür,
O güzel köy Ataköy.
Dedemin nenemin köyüdür,
O güzel köy Ataköy.
Karşıda görünür Kars’ın kalesi,
Kırlarında açar gülü lalesi,
Anamın, dayımın, teyzemin yuvası,
O güzel köy Ataköy.
Bir yanında vardı güzel deresi,
Kovanlarda bal yapardı arısı,
Orada sarılırdı gönül yarası,
O güzel köy Ataköy.
Çok güzeldir bostanı bağı,
Katar Kaya denilen o yüce dağı,
Meşhurdur kaz eti, sarı yağı,
O güzel köy Ataköy.
Meleşir gelirdi koyunla kuzu,
Köyün simgesi Tiktaş’ı, Bandoz’u,
Yaylaya çıkardı gelinle kızı,
O güzel köy Ataköy.
Hepsi de okumuş aydın insanı,
Hepsinin vardır şöhreti şanı,
İleri görüşlü güzel insanı,
O güzel köy Ataköy.
Hayranım köyün uzun boyuna,
Güzel yaylasına, soğuk suyuna,
Hakverdi at biner giderdi toyuna,
O güzel köy Ataköy.
Karakaleli şair Hakverdi AKKOL
19.03.2007
ATAKÖY
Benim ikinci köyümdür,
O güzel köy Ataköy.
Dedemin nenemin köyüdür,
O güzel köy Ataköy.
Karşıda görünür Kars’ın kalesi,
Kırlarında açar gülü lalesi,
Anamın, dayımın, teyzemin yuvası,
O güzel köy Ataköy.
Bir yanında vardı güzel deresi,
Kovanlarda bal yapardı arısı,
Orada sarılırdı gönül yarası,
O güzel köy Ataköy.
Çok güzeldir bostanı bağı,
Katar Kaya denilen o yüce dağı,
Meşhurdur kaz eti, sarı yağı,
O güzel köy Ataköy.
Meleşir gelirdi koyunla kuzu,
Köyün simgesi Tiktaş’ı, Bandoz’u,
Yaylaya çıkardı gelinle kızı,
O güzel köy Ataköy.
Hepsi de okumuş aydın insanı,
Hepsinin vardır şöhreti şanı,
İleri görüşlü güzel insanı,
O güzel köy Ataköy.
Hayranım köyün uzun boyuna,
Güzel yaylasına, soğuk suyuna,
Hakverdi at biner giderdi toyuna,
O güzel köy Ataköy.
Karakaleli şair Hakverdi AKKOL
19.03.2007
20 Haziran 2008 Cuma
GURBET
Gurbet derler ama, bence ayrılık.
Hayal aynı, gerçek aynı, düş aynı.
Bir fark vardır ancak ondan ağlanır;
Anadan, babadan kardeşten ayrı.
Yoktur gece, gündüz ayda farklılık,
Hava aynı, toprak aynı su aynı,
Eski dostlar ile köyünden ayrı.
Gurbet çilelidir çekilmez derler,
Gurbete düşenler etrafı gözler,
Onca insan içinde insanı özler.
İnsan mı yok? dolu sokaklar,
Etrafta insandan çok ne var?
Ama o kadar yürürsün cadde sokak,
Ne bir selam veren, ne yüzüne gülen var.
Hani derler ya hep kardeştir insanlar,
Doğru severim insanları;
Renk seçmem, ırk ayırmam,
Tümüne saygım var,
Ancak gözlerim hep gülen bir yüz ile,
Eski dostları arar.
Adına gurbet deyip suçlama gittiğin yeri,
Kahretme yalnızım diye,
Etraf insanlarla dolu.
Olmayan bir şeyler varsa,
Onlar senin içinde,
Dostlar, akrabalar yaşanan hatıralar.
Sabret; edin yeni dostlar, komşular,
Zaman en iyi ilaçtır unutma,
Seversin gittiğin yeri.
Kim bilir gün gelir,
Oturmuşsun yeni evinde,
Etrafında çocuklar,
Gurbet olmuş senin için,
Eski yaşadığın yerler.
4 HAZİRAN 2008 İZMİR
YILMAZ KANDEMİRCİ
Hayal aynı, gerçek aynı, düş aynı.
Bir fark vardır ancak ondan ağlanır;
Anadan, babadan kardeşten ayrı.
Yoktur gece, gündüz ayda farklılık,
Hava aynı, toprak aynı su aynı,
Eski dostlar ile köyünden ayrı.
Gurbet çilelidir çekilmez derler,
Gurbete düşenler etrafı gözler,
Onca insan içinde insanı özler.
İnsan mı yok? dolu sokaklar,
Etrafta insandan çok ne var?
Ama o kadar yürürsün cadde sokak,
Ne bir selam veren, ne yüzüne gülen var.
Hani derler ya hep kardeştir insanlar,
Doğru severim insanları;
Renk seçmem, ırk ayırmam,
Tümüne saygım var,
Ancak gözlerim hep gülen bir yüz ile,
Eski dostları arar.
Adına gurbet deyip suçlama gittiğin yeri,
Kahretme yalnızım diye,
Etraf insanlarla dolu.
Olmayan bir şeyler varsa,
Onlar senin içinde,
Dostlar, akrabalar yaşanan hatıralar.
Sabret; edin yeni dostlar, komşular,
Zaman en iyi ilaçtır unutma,
Seversin gittiğin yeri.
Kim bilir gün gelir,
Oturmuşsun yeni evinde,
Etrafında çocuklar,
Gurbet olmuş senin için,
Eski yaşadığın yerler.
4 HAZİRAN 2008 İZMİR
YILMAZ KANDEMİRCİ
24 Mayıs 2008 Cumartesi
ÖĞRETMEN
Ben bir öğretmenim;
Öğrencilerime 29 harfi öğretirim.
A harfi ile ATATÜRK’Ü,
B " " barışı,
C " " Cumhuriyeti,
Ç " " çağdaşlığı,
D " " devrimleri,
E " " emeği,
F " " fazileti,
G " " güzelliği,
H " " hürriyeti,
I " " ışığı,
İ " " insanlığı,
J " " jimnastiği,
K " " kardeşliği,
L " " laikliği,
M " " mutluluğu,
N " " neşeyi,
O " " okumayı,
Ö " " özgürlüğü,
P " " paylaşmayı,
R " " realiteyi,
S " " sevmeyi,
Ş " " şahsiyeti,
T " " TÜRKİYE’Yİ,
U " " uzlaşmayı,
Ü " " üleşmeyi,
V " " vatanseverliği,
Y " " yardımlaşmayı,
Z " " zorlukları aşmayı öğretirim.
Ben öğrettikçe mutluluğu yaşar,
Onlar öğrendikçe cehaleti aşar,
ATATÜRK ilkelerini yaşatmak için,
Hepsi durmadan koşar, koşar, koşar da koşar,
Ve ÖĞRETMEN yetiştirdiği eserlerle,
Sonsuza dek gururla,
Yaşar, yaşar, yaşar da yaşar.
Yılmaz KANDEMİRCİ
İzmir Aralık 1996
18 Mayıs 2008 Pazar
SAKIN HA!
Ey gençler esir olmayın,
Özentilere kanmayın,
İçen, adam olur sanmayın,
Zorluğu var bırakmanın.
Özenip biraz içerim,
Daha sonra vazgeçerim.
Boşuna hep çabaların,
Esirisin sigaranın.
Gün gelir parasız kalır,
Başkasına el açarsın.
Belki de çaresiz kalır,
Hırsızlık bile yaparsın.
Annen ağlar, bacın ağlar,
Feryatları yürek dağlar.
Bu halini duyan baban,
Sana kötü sözler söyler.
Bazı gençler yürek yakar,
Sokaktan izmarit toplar.
Onu takip eder haplar,
Esrar sırasını bekler.
Paran duman olup uçar,
Etrafına zehir saçar.
İçmeyenler senden kaçar,
Genç yaşta ihtiyar yapar.
Bugün düğün yarın bayram,
Yılbaşı son der içersin,
Bazen kızar vazgeçersin,
Artık çok zor sen esirsin.
Yudum, yudum içersin ölümü,
Adım, adım getirir sonunu,
Fark etmezsin bitirir ömrünü,
İstesen de bırakamazsın onu.
“Kötü arkadaştan iyidir”,
İnan bunlar tesellidir,
İyi arkadaş kitaplardır,
Yetmez ise spor vardır.
Arkadaşını iyi seç,
Sigara içmekten vazgeç,
Temiz hava bol gıda al,
Arkadaşına örnek ol.
Zararını iyi tanı,
İyi gözle görme onu,
Kanser sigaranın sonu,
İçmemektir bunun yolu.
Özentiyle ben de içtim,
Sonra bırakmaya koştum,
İrademe savaş açtım,
Çabalar boş iş işten geçti.
Yılmaz KANDEMİRCİ
31 MAYIS 2007 İZMİR
Özentilere kanmayın,
İçen, adam olur sanmayın,
Zorluğu var bırakmanın.
Özenip biraz içerim,
Daha sonra vazgeçerim.
Boşuna hep çabaların,
Esirisin sigaranın.
Gün gelir parasız kalır,
Başkasına el açarsın.
Belki de çaresiz kalır,
Hırsızlık bile yaparsın.
Annen ağlar, bacın ağlar,
Feryatları yürek dağlar.
Bu halini duyan baban,
Sana kötü sözler söyler.
Bazı gençler yürek yakar,
Sokaktan izmarit toplar.
Onu takip eder haplar,
Esrar sırasını bekler.
Paran duman olup uçar,
Etrafına zehir saçar.
İçmeyenler senden kaçar,
Genç yaşta ihtiyar yapar.
Bugün düğün yarın bayram,
Yılbaşı son der içersin,
Bazen kızar vazgeçersin,
Artık çok zor sen esirsin.
Yudum, yudum içersin ölümü,
Adım, adım getirir sonunu,
Fark etmezsin bitirir ömrünü,
İstesen de bırakamazsın onu.
“Kötü arkadaştan iyidir”,
İnan bunlar tesellidir,
İyi arkadaş kitaplardır,
Yetmez ise spor vardır.
Arkadaşını iyi seç,
Sigara içmekten vazgeç,
Temiz hava bol gıda al,
Arkadaşına örnek ol.
Zararını iyi tanı,
İyi gözle görme onu,
Kanser sigaranın sonu,
İçmemektir bunun yolu.
Özentiyle ben de içtim,
Sonra bırakmaya koştum,
İrademe savaş açtım,
Çabalar boş iş işten geçti.
Yılmaz KANDEMİRCİ
31 MAYIS 2007 İZMİR
16 Nisan 2008 Çarşamba
23 NİSAN
Bu sabah yine erken,
Sevinçle uyandık biz.
Bugün 23 NİSAN,
Atatürk’ten aldık hız.
Bayrağımız göklerde,
Özgürce dalgalansın,
23 Nisan bugün,
Sonsuza dek hep kalsın.
Atam senin yolunda,
İlkelerin kalbimde,
Bugün 23 Nisan,
Dün var idi yarın da.
Meclis kuruldu bugün,
Egemenlik ulusun,
Bugün 23 Nisan,
En güzel günün bugün.
Çocuklar bayram size,
ATATÜRK’ ten emanet,
Bugün 23 Nisan,
Yaşatın sonsuza dek.
Yılmaz KANDEMİRCİ
20 NİSAN 2008 İZMİR
Bu sabah yine erken,
Sevinçle uyandık biz.
Bugün 23 NİSAN,
Atatürk’ten aldık hız.
Bayrağımız göklerde,
Özgürce dalgalansın,
23 Nisan bugün,
Sonsuza dek hep kalsın.
Atam senin yolunda,
İlkelerin kalbimde,
Bugün 23 Nisan,
Dün var idi yarın da.
Meclis kuruldu bugün,
Egemenlik ulusun,
Bugün 23 Nisan,
En güzel günün bugün.
Çocuklar bayram size,
ATATÜRK’ ten emanet,
Bugün 23 Nisan,
Yaşatın sonsuza dek.
Yılmaz KANDEMİRCİ
20 NİSAN 2008 İZMİR
8 Nisan 2008 Salı
HEMŞERİ
Hemşeri derler de,
Nedir bu hemşerilik?
Hani bir gurupta anlatılınca
Yöresel bir fıkra.
Katılır hemşerim gülmekten
Ne güzel zevk almakta.
Ne o! Gülsene ey arkadaş,
Ne gülsün! Ne anladı ki fukara,
Dolu fıkranın içi yöresel sözcüklerle.
Bir anlattın, bir daha, bir daha nafile,
Çünkü fıkra onu gıdıklamamakta.
Yılmaz KANDEMİRCİ
26 Eylül 1996 İZMİR
Hemşeri derler de,
Nedir bu hemşerilik?
Hani bir gurupta anlatılınca
Yöresel bir fıkra.
Katılır hemşerim gülmekten
Ne güzel zevk almakta.
Ne o! Gülsene ey arkadaş,
Ne gülsün! Ne anladı ki fukara,
Dolu fıkranın içi yöresel sözcüklerle.
Bir anlattın, bir daha, bir daha nafile,
Çünkü fıkra onu gıdıklamamakta.
Yılmaz KANDEMİRCİ
26 Eylül 1996 İZMİR
7 Nisan 2008 Pazartesi
Aşağıdaki ATAKÖYÜM şiirini okurken duraksadığınız veya anlamlandıramadığınız sözcüklerin anlamını kolayca bulmanız dileğimle.
KIZIL MAĞARA: Köyümüzün deresinde bulunan kayalardan yontularak yapılmış tarihi mağara.
AŞIK: Koyun ayağından çıkan şekilli kemik.
BULAK: Çeşme.
ĞAP: Yaylada kadınların yaptıkları süt alışverişi.
KERTMEK: Çubuk parçasına bıçakla işaret vurmak.
KUYMAK: Kaymak ve unla tavada yapılan yöresel yemek.
NEZİK: Kaymak ve unla sac üstünde yapılan ince yufka.
ÇEÇİL: Kaymağı alınmış sütle yapılan tel peynir.
MOTAL: Kışlık için peynirle doldurulmuş koyun derisi.
MENSİL: Sütten yapılan gıdalara verilen genel ad.
ĞAŞIL: Bulgur, bir miktar un ile suda kaynatılarak katı hale getirilir, tabaklara alınıp ortası çukurlaştırılarak erimiş yağ ve sarımsaklı yoğurt dökülerek yenen yöresel yemek.
ĞENGEL: Yaprak mantı.
FESELLİ: Un, su ve yağla sac üstünde pişirilen içsiz kete.
TETEN: Kırlardan toplanan tezek.
AĞIR: Ahır.
ELFENE: Gençlerin bir araya gelerek yaptıkları oyunlu eğlence.
CENK: Tarihi kahramanlıklar.
YERNEFESİ: Üçüncü cemrenin toprağa düştüğü zaman.
MODYAM: Köylülerin ortaklaşa çift ekmesi.
ÇEĞİL: Tarla içerisindeki taşların öbek öbek toplanması.
ÇİĞELEM: Çilek.
GİJİRKEN: Isırgan otu.
KUŞEBBEĞİ: Madımak.
KÖVELEY: Mantar.
YARPUZ: Nane.
KOTAN: İki kollu demir pulluk.
HERK ETMEK: Nadaslı tarlayı pullukla sürmek.
TAYA :Ot yığını.
GEM: Döven.
GARRAF : Harmanın toplanmasında kullanılan tahtadan yapılmış araç.
TIĞ : Samanla tanelerin birlikte toplanmış hali.
KAVURGA : Buğdayın sac üzerinde kavrulmuş hali.
KAVUT :Kavurganın öğütülmüş hali.
SÜZME : Suyu alınmış yoğurt.
KURUT: Süzmenin topaç büyüklüğünde güneşte kurutulmuş hali.
PİŞİK :Kedi.
KÖMBE:Sütle yapılmış ekmek.
KÜLFE : Tandırın hava alma yeri.
TAR : Ahırlarda tavukların tünediği uzun sırık.
FALLIK :Folluk.
DANALIK : Dana barınağı.
BASMA: Yazın tezek yapmak üzere kışın 15-20 cm. yüksekliğinde yayılarak harmanda toplanan hayvan gübresi.
GALAĞ :Tezek yığını.
DİBEK: Bulgur yapmak için ortası oyulmuş büyük taş.
KABULCA: Buğdaygillerden bir tahıl.
PEC: Soba.
DALDA: Arkada.
GATARGAYASI : Sıralı kayalar.
GARNAĞINDA : Her mevsim kar bulunan dağın adı.
GÜMAN : Umut, güç, güven.
ĞIMI : Çorbası ve turşusu yapılan bir bitki.
DOYŞAN : Tavşan.
EVELİK : Kurutularak saklanan şifalı bir bitki.
KIZIL MAĞARA: Köyümüzün deresinde bulunan kayalardan yontularak yapılmış tarihi mağara.
AŞIK: Koyun ayağından çıkan şekilli kemik.
BULAK: Çeşme.
ĞAP: Yaylada kadınların yaptıkları süt alışverişi.
KERTMEK: Çubuk parçasına bıçakla işaret vurmak.
KUYMAK: Kaymak ve unla tavada yapılan yöresel yemek.
NEZİK: Kaymak ve unla sac üstünde yapılan ince yufka.
ÇEÇİL: Kaymağı alınmış sütle yapılan tel peynir.
MOTAL: Kışlık için peynirle doldurulmuş koyun derisi.
MENSİL: Sütten yapılan gıdalara verilen genel ad.
ĞAŞIL: Bulgur, bir miktar un ile suda kaynatılarak katı hale getirilir, tabaklara alınıp ortası çukurlaştırılarak erimiş yağ ve sarımsaklı yoğurt dökülerek yenen yöresel yemek.
ĞENGEL: Yaprak mantı.
FESELLİ: Un, su ve yağla sac üstünde pişirilen içsiz kete.
TETEN: Kırlardan toplanan tezek.
AĞIR: Ahır.
ELFENE: Gençlerin bir araya gelerek yaptıkları oyunlu eğlence.
CENK: Tarihi kahramanlıklar.
YERNEFESİ: Üçüncü cemrenin toprağa düştüğü zaman.
MODYAM: Köylülerin ortaklaşa çift ekmesi.
ÇEĞİL: Tarla içerisindeki taşların öbek öbek toplanması.
ÇİĞELEM: Çilek.
GİJİRKEN: Isırgan otu.
KUŞEBBEĞİ: Madımak.
KÖVELEY: Mantar.
YARPUZ: Nane.
KOTAN: İki kollu demir pulluk.
HERK ETMEK: Nadaslı tarlayı pullukla sürmek.
TAYA :Ot yığını.
GEM: Döven.
GARRAF : Harmanın toplanmasında kullanılan tahtadan yapılmış araç.
TIĞ : Samanla tanelerin birlikte toplanmış hali.
KAVURGA : Buğdayın sac üzerinde kavrulmuş hali.
KAVUT :Kavurganın öğütülmüş hali.
SÜZME : Suyu alınmış yoğurt.
KURUT: Süzmenin topaç büyüklüğünde güneşte kurutulmuş hali.
PİŞİK :Kedi.
KÖMBE:Sütle yapılmış ekmek.
KÜLFE : Tandırın hava alma yeri.
TAR : Ahırlarda tavukların tünediği uzun sırık.
FALLIK :Folluk.
DANALIK : Dana barınağı.
BASMA: Yazın tezek yapmak üzere kışın 15-20 cm. yüksekliğinde yayılarak harmanda toplanan hayvan gübresi.
GALAĞ :Tezek yığını.
DİBEK: Bulgur yapmak için ortası oyulmuş büyük taş.
KABULCA: Buğdaygillerden bir tahıl.
PEC: Soba.
DALDA: Arkada.
GATARGAYASI : Sıralı kayalar.
GARNAĞINDA : Her mevsim kar bulunan dağın adı.
GÜMAN : Umut, güç, güven.
ĞIMI : Çorbası ve turşusu yapılan bir bitki.
DOYŞAN : Tavşan.
EVELİK : Kurutularak saklanan şifalı bir bitki.
5 Nisan 2008 Cumartesi
Sevgili Ataköylülerim ve tüm okuyanlar,
“Anı yazmak ölümün elinden bir şey kurtarmak demektir.” Acizane aşağıdaki dizelerle büyüklerimize anılarını yaşatmayı, gençlerimize Ataköyümüz’ü tanıtmayı amaçladım. Umarım beğenirsiniz. Yöresel sözcüklerin anlamlandırılmasıyla şiirimiz daha anlaşılır hale gelecektir.
Eleştiri ve önerilerinizi bekler, hepinizi saygı ve sevgilerimle selamlarım.
ATAKÖYÜM
Tarihini sorsan çok eskilerde
Ağalar da yaşamış beyler de,
Fakiri de olmuş zenginleri de.
Çok değerler yetiştirmiş köyüm.
Öğretmen, doktor avukat…..
Hâsılı tüm mesleklerde.
Kırlarında uçuşur,
Kelebeklerle kuşlar.
Kızıl mağarada yaşar,
En eski hatıralar.
Doğan güneşle yükselen
Gatargayası var.
Köyümün planı şehre benzer
Uzun caddesinde aşık oynarlar,
Akar bulaklardan buz gibi sular,
Arife gecesi içersen eğer,
Şifa bulurmuşsun
Zemzemdir derler.
Her yöresi özel adla anılır
Eski adı Mağaracık diye tanınır.
Başbaşalar, Dağyolu, Toptaş Göller
Arğaca Eziz’in Kayası derler
Tendirlik, Tikindalı, Şoş, Otoy….
Ve daha nice yerleri var.
Yaylası var çiçeklerle bezenmiş,
Göy Dağı taaa göklere uzanmış,
Sarı çayır otlarıyla ün salmış,
Garnağında her mevsim kar kalmış
Yaylamızı köylülerim,
Çok zorlukla kazanmış.
Analar bacılar süt sağarlar,
Komşularla beraber ğap yaparlar,
Ya çubuğa kerter ya ip bağlarlar,
Makineye çekip kaymak toplarlar,
Kaymak ile nezik kuymak yaparlar,
Çeçilleri motallarda saklarlar
Yaylamızda mensil yapar köylüler.
Köyümüz her zaman Kars’a bakar,
Köylüler her gün şehre akar,
Gitmesi kolaydır iniştir yolu,
Dönüşü çok zordur yokuşla dolu,
Önce tüneller, diktaş ve köyün altı,
Çıkınca yokuşu verirler mola,
Dururlar mezarlık başında
Anarlar yatanları bol dualarla.
Arı gibi oğul vermiş,
Yurdun dört yanını sarmış,
Kimi İstanbul, kimi Ankara’da,
Kimi İzmir’de ev almış.
Dağılmıştır tüm dünyaya köylüler.
Yemekleri saysam türlü türlüdür,
Ketesi, ğaşılı, ğengel ünlüdür,
Feselli, kuymak, pilav, halvası
Hepsi çok güzel ama,
Kazdır yemeklerinin hası.
Sonbaharda sararır otlar,
Çobanlar hakkını toplar,
Kimi değirmene gider,
Kimi teten toplar,
Kimi erişte kesip saklar
Kışa hazırdır köylüler.
Kış gelince hep ahırlar şenlenir,
Kar yağınca kartopu oynanır,
Elfene yapılıp oyun oynanır,
İhtiyarlar cenk dinleyip dinlenir.
Baharı gör ne güzeldir köyümde,
Cemre düşer nevruz gelir sonunda,
Yer nefesle çifte çıkarlar,
Bin umutla tohum seper,
Modyam olur çifti ekerler.
Çeğil tamam artık güman tanrıda,
Gözler gökte rahmet bekler köylüler.
Baharla yaz bir yaşanır köyümde,
Bir sayayım neler biter, neler yenir,
Tarlasında, çayırında kırında:
At kulağı, adoyul, baldırgan, buğa tikeni,
Bağayaprağı, camuşkulağı, çayırsoğanı,
Çiyelem, çemen, doyşantopuğu, düyedavanı,
Evenkövenci, eveliğ, ğoruzdimdiği, gazayağı,
Ğımı, gijirken, ğatınbarmağı, gangal,
Gayalavaşı, kelemenkeçir, kuşebbeyi,
Koçkoçu, kuşburnu, kuzukulağı,
Koyungödeni, köveley, kekik,
Keçimemesi, koyun kulağı, kaya tütünü,
Lilpar, medik, nergis çiçeği, öküz pöçüğü,
Topuz, turp, unnuca, sorağan, yarpuz,
Yemlik, suteresi.
Kimisini tuzlar yerler,
Kimisini kuruturlar,
Kimisinden turşu korlar,
Kimisinden aş yaparlar,
Yöreseldir tüm bu adlar.
Bahar bitmiş yaz başlamış,
Kotan koşup herk eylemiş,
Ot biçimi gelip çatmış,
Kars’a gidip ırgat tutmuş,
Bedelleşip çayır biçmiş,
Gururla tayayı kurmuş köylüler.
Arabayı dirgen, tırmık, tırpanlarla süslemiş,
Örs çekici, tırpan masatı özlemiş,
Arpa tarlası bıldırcını gizlemiş,
Vakit tamam harman zamanı gelmiş,
Arpa biçti sap getirdi harmana,
Gemler ezdi saplar döndü samana,
Oldu harman artık garraflasana,
Çok sevinir çocuklar bu zamana,
Tığ yaparak bekler yeli köylüler.
Haydar, haydar diye yeli çağırır,
Yel geldikçe tığ savurur,
Buğdayı samandan ayırır,
Sacda kavurga kavurur,
Çok lezzetli köy kavutu
Süzme ile kurut yapar,
Beklemezse pişik kapar,
Tandırlarda kömbe yapar,
Külfesi var tandırların.
Tarda tavukları tüner,
Fallıklar yumurta dolar,
Komda kuzuları meler,
Danalıktadır danalar.
Tandırda çeker lavaşı,
Kazdır yemeklerin başı,
Şifadır evelik aşı,
Çeçil peynir sofra başı.
Basma keser galağ yapar,
Çatlak eller tezek kokar,
Alnından hep terler akar,
Cefakârdır köylülerim.
Dibeklerde bulgur döver,
Kabulcayı yarma eder,
Bulgur kazla iyi gider,
Lezzet sever köylülerim.
Tuz taşında tuz döverler,
Öküzü atı överler,
Konuşmayı çok severler,
Tatlı dilli köylülerim.
Bu çalışmaların ardından,
Dalda yastık altta minder,
Önde tereyağlı ğengel,
Pec üstünde demli çaylar,
Çay içer yorgunluk atar köylüler.
Yılda iki bayram yaşar,
Hep birbirine koşar,
Küslük gider barış yaşar,
Barışsever köylülerim.
Yılmaz’ım burda son bulsun,
İlgilenenler okusun,
Hepinize selam olsun,
ATAKÖYÜM, KÖYLÜLERİM.
Yılmaz KANDEMİRCİ
04.04.2008 İZMİR
“Anı yazmak ölümün elinden bir şey kurtarmak demektir.” Acizane aşağıdaki dizelerle büyüklerimize anılarını yaşatmayı, gençlerimize Ataköyümüz’ü tanıtmayı amaçladım. Umarım beğenirsiniz. Yöresel sözcüklerin anlamlandırılmasıyla şiirimiz daha anlaşılır hale gelecektir.
Eleştiri ve önerilerinizi bekler, hepinizi saygı ve sevgilerimle selamlarım.
ATAKÖYÜM
Tarihini sorsan çok eskilerde
Ağalar da yaşamış beyler de,
Fakiri de olmuş zenginleri de.
Çok değerler yetiştirmiş köyüm.
Öğretmen, doktor avukat…..
Hâsılı tüm mesleklerde.
Kırlarında uçuşur,
Kelebeklerle kuşlar.
Kızıl mağarada yaşar,
En eski hatıralar.
Doğan güneşle yükselen
Gatargayası var.
Köyümün planı şehre benzer
Uzun caddesinde aşık oynarlar,
Akar bulaklardan buz gibi sular,
Arife gecesi içersen eğer,
Şifa bulurmuşsun
Zemzemdir derler.
Her yöresi özel adla anılır
Eski adı Mağaracık diye tanınır.
Başbaşalar, Dağyolu, Toptaş Göller
Arğaca Eziz’in Kayası derler
Tendirlik, Tikindalı, Şoş, Otoy….
Ve daha nice yerleri var.
Yaylası var çiçeklerle bezenmiş,
Göy Dağı taaa göklere uzanmış,
Sarı çayır otlarıyla ün salmış,
Garnağında her mevsim kar kalmış
Yaylamızı köylülerim,
Çok zorlukla kazanmış.
Analar bacılar süt sağarlar,
Komşularla beraber ğap yaparlar,
Ya çubuğa kerter ya ip bağlarlar,
Makineye çekip kaymak toplarlar,
Kaymak ile nezik kuymak yaparlar,
Çeçilleri motallarda saklarlar
Yaylamızda mensil yapar köylüler.
Köyümüz her zaman Kars’a bakar,
Köylüler her gün şehre akar,
Gitmesi kolaydır iniştir yolu,
Dönüşü çok zordur yokuşla dolu,
Önce tüneller, diktaş ve köyün altı,
Çıkınca yokuşu verirler mola,
Dururlar mezarlık başında
Anarlar yatanları bol dualarla.
Arı gibi oğul vermiş,
Yurdun dört yanını sarmış,
Kimi İstanbul, kimi Ankara’da,
Kimi İzmir’de ev almış.
Dağılmıştır tüm dünyaya köylüler.
Yemekleri saysam türlü türlüdür,
Ketesi, ğaşılı, ğengel ünlüdür,
Feselli, kuymak, pilav, halvası
Hepsi çok güzel ama,
Kazdır yemeklerinin hası.
Sonbaharda sararır otlar,
Çobanlar hakkını toplar,
Kimi değirmene gider,
Kimi teten toplar,
Kimi erişte kesip saklar
Kışa hazırdır köylüler.
Kış gelince hep ahırlar şenlenir,
Kar yağınca kartopu oynanır,
Elfene yapılıp oyun oynanır,
İhtiyarlar cenk dinleyip dinlenir.
Baharı gör ne güzeldir köyümde,
Cemre düşer nevruz gelir sonunda,
Yer nefesle çifte çıkarlar,
Bin umutla tohum seper,
Modyam olur çifti ekerler.
Çeğil tamam artık güman tanrıda,
Gözler gökte rahmet bekler köylüler.
Baharla yaz bir yaşanır köyümde,
Bir sayayım neler biter, neler yenir,
Tarlasında, çayırında kırında:
At kulağı, adoyul, baldırgan, buğa tikeni,
Bağayaprağı, camuşkulağı, çayırsoğanı,
Çiyelem, çemen, doyşantopuğu, düyedavanı,
Evenkövenci, eveliğ, ğoruzdimdiği, gazayağı,
Ğımı, gijirken, ğatınbarmağı, gangal,
Gayalavaşı, kelemenkeçir, kuşebbeyi,
Koçkoçu, kuşburnu, kuzukulağı,
Koyungödeni, köveley, kekik,
Keçimemesi, koyun kulağı, kaya tütünü,
Lilpar, medik, nergis çiçeği, öküz pöçüğü,
Topuz, turp, unnuca, sorağan, yarpuz,
Yemlik, suteresi.
Kimisini tuzlar yerler,
Kimisini kuruturlar,
Kimisinden turşu korlar,
Kimisinden aş yaparlar,
Yöreseldir tüm bu adlar.
Bahar bitmiş yaz başlamış,
Kotan koşup herk eylemiş,
Ot biçimi gelip çatmış,
Kars’a gidip ırgat tutmuş,
Bedelleşip çayır biçmiş,
Gururla tayayı kurmuş köylüler.
Arabayı dirgen, tırmık, tırpanlarla süslemiş,
Örs çekici, tırpan masatı özlemiş,
Arpa tarlası bıldırcını gizlemiş,
Vakit tamam harman zamanı gelmiş,
Arpa biçti sap getirdi harmana,
Gemler ezdi saplar döndü samana,
Oldu harman artık garraflasana,
Çok sevinir çocuklar bu zamana,
Tığ yaparak bekler yeli köylüler.
Haydar, haydar diye yeli çağırır,
Yel geldikçe tığ savurur,
Buğdayı samandan ayırır,
Sacda kavurga kavurur,
Çok lezzetli köy kavutu
Süzme ile kurut yapar,
Beklemezse pişik kapar,
Tandırlarda kömbe yapar,
Külfesi var tandırların.
Tarda tavukları tüner,
Fallıklar yumurta dolar,
Komda kuzuları meler,
Danalıktadır danalar.
Tandırda çeker lavaşı,
Kazdır yemeklerin başı,
Şifadır evelik aşı,
Çeçil peynir sofra başı.
Basma keser galağ yapar,
Çatlak eller tezek kokar,
Alnından hep terler akar,
Cefakârdır köylülerim.
Dibeklerde bulgur döver,
Kabulcayı yarma eder,
Bulgur kazla iyi gider,
Lezzet sever köylülerim.
Tuz taşında tuz döverler,
Öküzü atı överler,
Konuşmayı çok severler,
Tatlı dilli köylülerim.
Bu çalışmaların ardından,
Dalda yastık altta minder,
Önde tereyağlı ğengel,
Pec üstünde demli çaylar,
Çay içer yorgunluk atar köylüler.
Yılda iki bayram yaşar,
Hep birbirine koşar,
Küslük gider barış yaşar,
Barışsever köylülerim.
Yılmaz’ım burda son bulsun,
İlgilenenler okusun,
Hepinize selam olsun,
ATAKÖYÜM, KÖYLÜLERİM.
Yılmaz KANDEMİRCİ
04.04.2008 İZMİR
ALİMLERDEN ÖĞÜTLER
Hararet hardadır, Sacda değildir
Keramet baştadır, taçta değildir
Ne ararsan kendinde ara
Kudüs'te Mekke'de hacda değildir
Hacı Bektaş Veli
Sevgide güneş gibi ol,
dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol,
hataları örtmede gece gibi ol,
tevazuda toprak gibi ol,
öfkede ölü gibi ol,
her ne olursan ol,
ya olduğun gibi görün,
ya göründüğün gibi ol.
MEVLANA
Keramet baştadır, taçta değildir
Ne ararsan kendinde ara
Kudüs'te Mekke'de hacda değildir
Hacı Bektaş Veli
Sevgide güneş gibi ol,
dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol,
hataları örtmede gece gibi ol,
tevazuda toprak gibi ol,
öfkede ölü gibi ol,
her ne olursan ol,
ya olduğun gibi görün,
ya göründüğün gibi ol.
MEVLANA
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


