şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mayıs 2008 Pazar

SAKIN HA!

Ey gençler esir olmayın,
Özentilere kanmayın,
İçen, adam olur sanmayın,
Zorluğu var bırakmanın.

Özenip biraz içerim,
Daha sonra vazgeçerim.
Boşuna hep çabaların,
Esirisin sigaranın.

Gün gelir parasız kalır,
Başkasına el açarsın.
Belki de çaresiz kalır,
Hırsızlık bile yaparsın.

Annen ağlar, bacın ağlar,
Feryatları yürek dağlar.
Bu halini duyan baban,
Sana kötü sözler söyler.

Bazı gençler yürek yakar,
Sokaktan izmarit toplar.
Onu takip eder haplar,
Esrar sırasını bekler.

Paran duman olup uçar,
Etrafına zehir saçar.
İçmeyenler senden kaçar,
Genç yaşta ihtiyar yapar.

Bugün düğün yarın bayram,
Yılbaşı son der içersin,
Bazen kızar vazgeçersin,
Artık çok zor sen esirsin.

Yudum, yudum içersin ölümü,
Adım, adım getirir sonunu,
Fark etmezsin bitirir ömrünü,
İstesen de bırakamazsın onu.

“Kötü arkadaştan iyidir”,
İnan bunlar tesellidir,
İyi arkadaş kitaplardır,
Yetmez ise spor vardır.

Arkadaşını iyi seç,
Sigara içmekten vazgeç,
Temiz hava bol gıda al,
Arkadaşına örnek ol.

Zararını iyi tanı,
İyi gözle görme onu,
Kanser sigaranın sonu,
İçmemektir bunun yolu.

Özentiyle ben de içtim,
Sonra bırakmaya koştum,
İrademe savaş açtım,
Çabalar boş iş işten geçti.

Yılmaz KANDEMİRCİ
31 MAYIS 2007 İZMİR

16 Nisan 2008 Çarşamba

23 NİSAN


Bu sabah yine erken,
Sevinçle uyandık biz.
Bugün 23 NİSAN,
Atatürk’ten aldık hız.

Bayrağımız göklerde,
Özgürce dalgalansın,
23 Nisan bugün,
Sonsuza dek hep kalsın.

Atam senin yolunda,
İlkelerin kalbimde,
Bugün 23 Nisan,
Dün var idi yarın da.

Meclis kuruldu bugün,
Egemenlik ulusun,
Bugün 23 Nisan,
En güzel günün bugün.

Çocuklar bayram size,
ATATÜRK’ ten emanet,
Bugün 23 Nisan,
Yaşatın sonsuza dek.

Yılmaz KANDEMİRCİ
20 NİSAN 2008 İZMİR

8 Nisan 2008 Salı

HEMŞERİ


Hemşeri derler de,
Nedir bu hemşerilik?
Hani bir gurupta anlatılınca
Yöresel bir fıkra.
Katılır hemşerim gülmekten
Ne güzel zevk almakta.
Ne o! Gülsene ey arkadaş,
Ne gülsün! Ne anladı ki fukara,
Dolu fıkranın içi yöresel sözcüklerle.
Bir anlattın, bir daha, bir daha nafile,
Çünkü fıkra onu gıdıklamamakta.

Yılmaz KANDEMİRCİ
26 Eylül 1996 İZMİR

5 Nisan 2008 Cumartesi

Sevgili Ataköylülerim ve tüm okuyanlar,

“Anı yazmak ölümün elinden bir şey kurtarmak demektir.” Acizane aşağıdaki dizelerle büyüklerimize anılarını yaşatmayı, gençlerimize Ataköyümüz’ü tanıtmayı amaçladım. Umarım beğenirsiniz. Yöresel sözcüklerin anlamlandırılmasıyla şiirimiz daha anlaşılır hale gelecektir.
Eleştiri ve önerilerinizi bekler, hepinizi saygı ve sevgilerimle selamlarım.



ATAKÖYÜM

Tarihini sorsan çok eskilerde
Ağalar da yaşamış beyler de,
Fakiri de olmuş zenginleri de.
Çok değerler yetiştirmiş köyüm.
Öğretmen, doktor avukat…..
Hâsılı tüm mesleklerde.

Kırlarında uçuşur,
Kelebeklerle kuşlar.
Kızıl mağarada yaşar,
En eski hatıralar.
Doğan güneşle yükselen
Gatargayası var.

Köyümün planı şehre benzer
Uzun caddesinde aşık oynarlar,
Akar bulaklardan buz gibi sular,
Arife gecesi içersen eğer,
Şifa bulurmuşsun
Zemzemdir derler.

Her yöresi özel adla anılır
Eski adı Mağaracık diye tanınır.
Başbaşalar, Dağyolu, Toptaş Göller
Arğaca Eziz’in Kayası derler
Tendirlik, Tikindalı, Şoş, Otoy….
Ve daha nice yerleri var.

Yaylası var çiçeklerle bezenmiş,
Göy Dağı taaa göklere uzanmış,
Sarı çayır otlarıyla ün salmış,
Garnağında her mevsim kar kalmış
Yaylamızı köylülerim,
Çok zorlukla kazanmış.

Analar bacılar süt sağarlar,
Komşularla beraber ğap yaparlar,
Ya çubuğa kerter ya ip bağlarlar,
Makineye çekip kaymak toplarlar,
Kaymak ile nezik kuymak yaparlar,
Çeçilleri motallarda saklarlar
Yaylamızda mensil yapar köylüler.

Köyümüz her zaman Kars’a bakar,
Köylüler her gün şehre akar,
Gitmesi kolaydır iniştir yolu,
Dönüşü çok zordur yokuşla dolu,
Önce tüneller, diktaş ve köyün altı,
Çıkınca yokuşu verirler mola,
Dururlar mezarlık başında
Anarlar yatanları bol dualarla.

Arı gibi oğul vermiş,
Yurdun dört yanını sarmış,
Kimi İstanbul, kimi Ankara’da,
Kimi İzmir’de ev almış.
Dağılmıştır tüm dünyaya köylüler.

Yemekleri saysam türlü türlüdür,
Ketesi, ğaşılı, ğengel ünlüdür,
Feselli, kuymak, pilav, halvası
Hepsi çok güzel ama,
Kazdır yemeklerinin hası.

Sonbaharda sararır otlar,
Çobanlar hakkını toplar,
Kimi değirmene gider,
Kimi teten toplar,
Kimi erişte kesip saklar
Kışa hazırdır köylüler.

Kış gelince hep ahırlar şenlenir,
Kar yağınca kartopu oynanır,
Elfene yapılıp oyun oynanır,
İhtiyarlar cenk dinleyip dinlenir.

Baharı gör ne güzeldir köyümde,
Cemre düşer nevruz gelir sonunda,
Yer nefesle çifte çıkarlar,
Bin umutla tohum seper,
Modyam olur çifti ekerler.
Çeğil tamam artık güman tanrıda,
Gözler gökte rahmet bekler köylüler.

Baharla yaz bir yaşanır köyümde,
Bir sayayım neler biter, neler yenir,
Tarlasında, çayırında kırında:
At kulağı, adoyul, baldırgan, buğa tikeni,
Bağayaprağı, camuşkulağı, çayırsoğanı,
Çiyelem, çemen, doyşantopuğu, düyedavanı,
Evenkövenci, eveliğ, ğoruzdimdiği, gazayağı,
Ğımı, gijirken, ğatınbarmağı, gangal,
Gayalavaşı, kelemenkeçir, kuşebbeyi,
Koçkoçu, kuşburnu, kuzukulağı,
Koyungödeni, köveley, kekik,
Keçimemesi, koyun kulağı, kaya tütünü,
Lilpar, medik, nergis çiçeği, öküz pöçüğü,
Topuz, turp, unnuca, sorağan, yarpuz,
Yemlik, suteresi.

Kimisini tuzlar yerler,
Kimisini kuruturlar,
Kimisinden turşu korlar,
Kimisinden aş yaparlar,
Yöreseldir tüm bu adlar.

Bahar bitmiş yaz başlamış,
Kotan koşup herk eylemiş,
Ot biçimi gelip çatmış,
Kars’a gidip ırgat tutmuş,
Bedelleşip çayır biçmiş,
Gururla tayayı kurmuş köylüler.

Arabayı dirgen, tırmık, tırpanlarla süslemiş,
Örs çekici, tırpan masatı özlemiş,
Arpa tarlası bıldırcını gizlemiş,
Vakit tamam harman zamanı gelmiş,

Arpa biçti sap getirdi harmana,
Gemler ezdi saplar döndü samana,
Oldu harman artık garraflasana,
Çok sevinir çocuklar bu zamana,
Tığ yaparak bekler yeli köylüler.

Haydar, haydar diye yeli çağırır,
Yel geldikçe tığ savurur,
Buğdayı samandan ayırır,
Sacda kavurga kavurur,
Çok lezzetli köy kavutu

Süzme ile kurut yapar,
Beklemezse pişik kapar,
Tandırlarda kömbe yapar,
Külfesi var tandırların.

Tarda tavukları tüner,
Fallıklar yumurta dolar,
Komda kuzuları meler,
Danalıktadır danalar.

Tandırda çeker lavaşı,
Kazdır yemeklerin başı,
Şifadır evelik aşı,
Çeçil peynir sofra başı.

Basma keser galağ yapar,
Çatlak eller tezek kokar,
Alnından hep terler akar,
Cefakârdır köylülerim.

Dibeklerde bulgur döver,
Kabulcayı yarma eder,
Bulgur kazla iyi gider,
Lezzet sever köylülerim.

Tuz taşında tuz döverler,
Öküzü atı överler,
Konuşmayı çok severler,
Tatlı dilli köylülerim.

Bu çalışmaların ardından,
Dalda yastık altta minder,
Önde tereyağlı ğengel,
Pec üstünde demli çaylar,
Çay içer yorgunluk atar köylüler.

Yılda iki bayram yaşar,
Hep birbirine koşar,
Küslük gider barış yaşar,
Barışsever köylülerim.

Yılmaz’ım burda son bulsun,
İlgilenenler okusun,
Hepinize selam olsun,
ATAKÖYÜM, KÖYLÜLERİM.

Yılmaz KANDEMİRCİ
04.04.2008 İZMİR

4 Nisan 2008 Cuma

Dalgınlık

Elimde sigara
Önümde tabak
Yakmışım yorganı
Dalgınlığa bak.


Yılmaz Kandemirci
12.02.1971 Kars Bekler köyü

2 Nisan 2008 Çarşamba

ÖĞRETMENİM

Yorulmak nedir bilmezsin,
Daima ileri dersin,
Bizler için sen her şeysin
Öğretmenim canım benim.

ATATÜRK’Ü sen öğrettin,
İnsanlığa ışık tuttun.
Cehaleti esir ettin,
Öğretmenim canım benim.

Bize bilgi veriyorsun,
Bir mum gibi eriyorsun,
Ama aydınlatıyorsun,
Öğretmenim canım benim.


Gelecek demek biz demek,
Verdin yüz binlerce emek
Her gün eli öpülecek
Öğretmenim canım benim.

Bizler arı sen çiçeksin,
Kalbimizde açacaksın.
Sonsuza dek kalacaksın,
Öğretmenim canım benim.

Yılmaz KANDEMİRCİ
24.11.1995 İZMİR