20 Aralık 2008 Cumartesi

KÖYLÜ KARDEŞ

Köylü kardeş bir sualim var sana,
Nerde boz öküzler? Nerde çubuklar?
Modadan mı düştü? Asır mı döndü?
Nerde peştamalın? Nerde çarıklar.

İkinci soruma nedir cevabın;
Nerde ön tekerler? Nerde dırabın?
Motor mu alacan; şoför mü oldun?
Nerde ehliyetin? Nerde hesabın?

Köylü kardeş sana üçüncü sorum,
Nerede harmanın? Nerede sapın?
Sendikalı olup grev mi yaptın?
Nerede kanunun? Nerede hakkın?

Atamız, köylüye efendi derdi,
Kendi tarlasını kendi sürerdi,
Kendisi üretip kendisi yerdi,
O zaman var mıydı ekmek su derdi?

Yılmaz der son defa cevap ver hemen,
Nerde kırık yaban? Nerede dirgen?
Şehire mi göçün, sırtında yorgan?
Nerede ev aldın? Nerede arsan?

Yılmaz KANDEMİRCİ
9 MAYIS 1974 KARS Merkez Tekneli Köyü

11 Aralık 2008 Perşembe

NASIL GEÇMİŞ HABERSİZ

Mevsim ilkbaharında tanışmıştık seninle,
Bu aşka ikimiz de başlamıştık yeminle,
Öten bülbül sesiyle aşkımız geldi dile,
Benziyordu aşkımız yeni açan bir güle.

Nasıl geçmiş habersiz günler, aylar, seneler,
Maziden bana kalan sadece hatıralar.

Süslemişti ağaçlar sevgimizi güllerle,
Kıskandı aşkımızı öten bülbüller bile,
Söyledi şarkımızı rüzgârlar geldi dile,
Yeşermişti aşkımız yağan yağmurlar ile.

Nasıl geçmiş habersiz günler, aylar, seneler,
Maziden bana kalan sadece hatıralar.

Geldi hazan mevsimi gül dökülür solarak,
Sen kuruyan bir ağaç, ben ise solan yaprak,
Bir rüzgârın esiri uçuşur sevgimiz bak,
Geçen günler hatıra aşkımız oldu serap.

Nasıl geçmiş habersiz günler, aylar, seneler,
Maziden bana kalan sadece hatıralar.

Yılmaz KANDEMİRCİ
18 NİSAN 1974
KARS MERKEZ TEKNELİ KÖYÜ

3 Kasım 2008 Pazartesi

AYNA SUÇSUZ

Aynayla yatıp kalkardın,
Resmine hayran bakardın,
Yıllara meydan okuyup,
Ayna hep dost kalır sandın.

Yıllar yılı kovaladı,
Resmin değişik hal aldı,
Aradığın görüntüler,
Çok eskilerde kaldı.

Aynaya hayranlık gitti,
Süslenip taranmak bitti,
Gençlik de seni terk etti,
Ah! Yaşlılık gelip çattı.

Saç ağarıp bel büküldü,
Güzellik yüzden çekildi,
Artık hayaller yıkıldı,
Aynalar hep düşman oldu.

Dost baktığın aynalara,
Kızarak bakma sakın,
Bu aynanın suçu değil,
Yaşamın bir hakikati.

Yılmaz KANDEMİRCİ
22 EKİM 2008 İZMİR

7 Ağustos 2008 Perşembe

YEĞENİMİN DUYGULARIYLA…

ATAKÖY

Benim ikinci köyümdür,
O güzel köy Ataköy.
Dedemin nenemin köyüdür,
O güzel köy Ataköy.

Karşıda görünür Kars’ın kalesi,
Kırlarında açar gülü lalesi,
Anamın, dayımın, teyzemin yuvası,
O güzel köy Ataköy.

Bir yanında vardı güzel deresi,
Kovanlarda bal yapardı arısı,
Orada sarılırdı gönül yarası,
O güzel köy Ataköy.

Çok güzeldir bostanı bağı,
Katar Kaya denilen o yüce dağı,
Meşhurdur kaz eti, sarı yağı,
O güzel köy Ataköy.

Meleşir gelirdi koyunla kuzu,
Köyün simgesi Tiktaş’ı, Bandoz’u,
Yaylaya çıkardı gelinle kızı,
O güzel köy Ataköy.

Hepsi de okumuş aydın insanı,
Hepsinin vardır şöhreti şanı,
İleri görüşlü güzel insanı,
O güzel köy Ataköy.

Hayranım köyün uzun boyuna,
Güzel yaylasına, soğuk suyuna,
Hakverdi at biner giderdi toyuna,
O güzel köy Ataköy.

Karakaleli şair Hakverdi AKKOL
19.03.2007

20 Haziran 2008 Cuma

GURBET

Gurbet derler ama, bence ayrılık.
Hayal aynı, gerçek aynı, düş aynı.
Bir fark vardır ancak ondan ağlanır;
Anadan, babadan kardeşten ayrı.
Yoktur gece, gündüz ayda farklılık,
Hava aynı, toprak aynı su aynı,
Eski dostlar ile köyünden ayrı.

Gurbet çilelidir çekilmez derler,
Gurbete düşenler etrafı gözler,
Onca insan içinde insanı özler.
İnsan mı yok? dolu sokaklar,
Etrafta insandan çok ne var?
Ama o kadar yürürsün cadde sokak,
Ne bir selam veren, ne yüzüne gülen var.
Hani derler ya hep kardeştir insanlar,
Doğru severim insanları;
Renk seçmem, ırk ayırmam,
Tümüne saygım var,
Ancak gözlerim hep gülen bir yüz ile,
Eski dostları arar.

Adına gurbet deyip suçlama gittiğin yeri,
Kahretme yalnızım diye,
Etraf insanlarla dolu.
Olmayan bir şeyler varsa,
Onlar senin içinde,
Dostlar, akrabalar yaşanan hatıralar.
Sabret; edin yeni dostlar, komşular,
Zaman en iyi ilaçtır unutma,
Seversin gittiğin yeri.
Kim bilir gün gelir,
Oturmuşsun yeni evinde,
Etrafında çocuklar,
Gurbet olmuş senin için,
Eski yaşadığın yerler.

4 HAZİRAN 2008 İZMİR
YILMAZ KANDEMİRCİ

24 Mayıs 2008 Cumartesi

ÖĞRETMEN
_________
Ben bir öğretmenim;
Öğrencilerime 29 harfi öğretirim.
A harfi ile ATATÜRK’Ü,
B " " barışı,
C " " Cumhuriyeti,
Ç " " çağdaşlığı,
D " " devrimleri,
E " " emeği,
F " " fazileti,
G " " güzelliği,
H " " hürriyeti,
I " " ışığı,
İ " " insanlığı,
J " " jimnastiği,
K " " kardeşliği,
L " " laikliği,
M " " mutluluğu,
N " " neşeyi,
O " " okumayı,
Ö " " özgürlüğü,
P " " paylaşmayı,
R " " realiteyi,
S " " sevmeyi,
Ş " " şahsiyeti,
T " " TÜRKİYE’Yİ,
U " " uzlaşmayı,
Ü " " üleşmeyi,
V " " vatanseverliği,
Y " " yardımlaşmayı,
Z " " zorlukları aşmayı öğretirim.
Ben öğrettikçe mutluluğu yaşar,
Onlar öğrendikçe cehaleti aşar,
ATATÜRK ilkelerini yaşatmak için,
Hepsi durmadan koşar, koşar, koşar da koşar,
Ve ÖĞRETMEN yetiştirdiği eserlerle,
Sonsuza dek gururla,
Yaşar, yaşar, yaşar da yaşar.
Yılmaz KANDEMİRCİ
İzmir Aralık 1996

18 Mayıs 2008 Pazar

SAKIN HA!

Ey gençler esir olmayın,
Özentilere kanmayın,
İçen, adam olur sanmayın,
Zorluğu var bırakmanın.

Özenip biraz içerim,
Daha sonra vazgeçerim.
Boşuna hep çabaların,
Esirisin sigaranın.

Gün gelir parasız kalır,
Başkasına el açarsın.
Belki de çaresiz kalır,
Hırsızlık bile yaparsın.

Annen ağlar, bacın ağlar,
Feryatları yürek dağlar.
Bu halini duyan baban,
Sana kötü sözler söyler.

Bazı gençler yürek yakar,
Sokaktan izmarit toplar.
Onu takip eder haplar,
Esrar sırasını bekler.

Paran duman olup uçar,
Etrafına zehir saçar.
İçmeyenler senden kaçar,
Genç yaşta ihtiyar yapar.

Bugün düğün yarın bayram,
Yılbaşı son der içersin,
Bazen kızar vazgeçersin,
Artık çok zor sen esirsin.

Yudum, yudum içersin ölümü,
Adım, adım getirir sonunu,
Fark etmezsin bitirir ömrünü,
İstesen de bırakamazsın onu.

“Kötü arkadaştan iyidir”,
İnan bunlar tesellidir,
İyi arkadaş kitaplardır,
Yetmez ise spor vardır.

Arkadaşını iyi seç,
Sigara içmekten vazgeç,
Temiz hava bol gıda al,
Arkadaşına örnek ol.

Zararını iyi tanı,
İyi gözle görme onu,
Kanser sigaranın sonu,
İçmemektir bunun yolu.

Özentiyle ben de içtim,
Sonra bırakmaya koştum,
İrademe savaş açtım,
Çabalar boş iş işten geçti.

Yılmaz KANDEMİRCİ
31 MAYIS 2007 İZMİR

16 Nisan 2008 Çarşamba

23 NİSAN


Bu sabah yine erken,
Sevinçle uyandık biz.
Bugün 23 NİSAN,
Atatürk’ten aldık hız.

Bayrağımız göklerde,
Özgürce dalgalansın,
23 Nisan bugün,
Sonsuza dek hep kalsın.

Atam senin yolunda,
İlkelerin kalbimde,
Bugün 23 Nisan,
Dün var idi yarın da.

Meclis kuruldu bugün,
Egemenlik ulusun,
Bugün 23 Nisan,
En güzel günün bugün.

Çocuklar bayram size,
ATATÜRK’ ten emanet,
Bugün 23 Nisan,
Yaşatın sonsuza dek.

Yılmaz KANDEMİRCİ
20 NİSAN 2008 İZMİR

8 Nisan 2008 Salı

HEMŞERİ


Hemşeri derler de,
Nedir bu hemşerilik?
Hani bir gurupta anlatılınca
Yöresel bir fıkra.
Katılır hemşerim gülmekten
Ne güzel zevk almakta.
Ne o! Gülsene ey arkadaş,
Ne gülsün! Ne anladı ki fukara,
Dolu fıkranın içi yöresel sözcüklerle.
Bir anlattın, bir daha, bir daha nafile,
Çünkü fıkra onu gıdıklamamakta.

Yılmaz KANDEMİRCİ
26 Eylül 1996 İZMİR

7 Nisan 2008 Pazartesi

Aşağıdaki ATAKÖYÜM şiirini okurken duraksadığınız veya anlamlandıramadığınız sözcüklerin anlamını kolayca bulmanız dileğimle.

KIZIL MAĞARA: Köyümüzün deresinde bulunan kayalardan yontularak yapılmış tarihi mağara.
AŞIK
:
Koyun ayağından çıkan şekilli kemik.
BULAK: Çeşme.
ĞAP: Yaylada kadınların yaptıkları süt alışverişi.
KERTMEK: Çubuk parçasına bıçakla işaret vurmak.
KUYMAK: Kaymak ve unla tavada yapılan yöresel yemek.
NEZİK: Kaymak ve unla sac üstünde yapılan ince yufka.
ÇEÇİL: Kaymağı alınmış sütle yapılan tel peynir.
MOTAL: Kışlık için peynirle doldurulmuş koyun derisi.
MENSİL: Sütten yapılan gıdalara verilen genel ad.
ĞAŞIL: Bulgur, bir miktar un ile suda kaynatılarak katı hale getirilir, tabaklara alınıp ortası çukurlaştırılarak erimiş yağ ve sarımsaklı yoğurt dökülerek yenen yöresel yemek.
ĞENGEL: Yaprak mantı.
FESELLİ: Un, su ve yağla sac üstünde pişirilen içsiz kete.
TETEN: Kırlardan toplanan tezek.
AĞIR: Ahır.
ELFENE: Gençlerin bir araya gelerek yaptıkları oyunlu eğlence.
CENK: Tarihi kahramanlıklar.
YERNEFESİ: Üçüncü cemrenin toprağa düştüğü zaman.
MODYAM: Köylülerin ortaklaşa çift ekmesi.
ÇEĞİL: Tarla içerisindeki taşların öbek öbek toplanması.
ÇİĞELEM: Çilek.
GİJİRKEN: Isırgan otu.
KUŞEBBEĞİ: Madımak.
KÖVELEY: Mantar.
YARPUZ: Nane.
KOTAN: İki kollu demir pulluk.
HERK ETMEK: Nadaslı tarlayı pullukla sürmek.
TAYA :Ot yığını.
GEM: Döven.
GARRAF : Harmanın toplanmasında kullanılan tahtadan yapılmış araç.
TIĞ : Samanla tanelerin birlikte toplanmış hali.
KAVURGA : Buğdayın sac üzerinde kavrulmuş hali.
KAVUT :Kavurganın öğütülmüş hali.
SÜZME : Suyu alınmış yoğurt.
KURUT: Süzmenin topaç büyüklüğünde güneşte kurutulmuş hali.
PİŞİK :Kedi.
KÖMBE:Sütle yapılmış ekmek.
KÜLFE : Tandırın hava alma yeri.
TAR : Ahırlarda tavukların tünediği uzun sırık.
FALLIK :Folluk.
DANALIK : Dana barınağı.
BASMA: Yazın tezek yapmak üzere kışın 15-20 cm. yüksekliğinde yayılarak harmanda toplanan hayvan gübresi.
GALAĞ :Tezek yığını.
DİBEK: Bulgur yapmak için ortası oyulmuş büyük taş.
KABULCA: Buğdaygillerden bir tahıl.
PEC: Soba.
DALDA: Arkada.
GATARGAYASI : Sıralı kayalar.
GARNAĞINDA : Her mevsim kar bulunan dağın adı.
GÜMAN : Umut, güç, güven.
ĞIMI : Çorbası ve turşusu yapılan bir bitki.
DOYŞAN : Tavşan.
EVELİK : Kurutularak saklanan şifalı bir bitki.

5 Nisan 2008 Cumartesi

Sevgili Ataköylülerim ve tüm okuyanlar,

“Anı yazmak ölümün elinden bir şey kurtarmak demektir.” Acizane aşağıdaki dizelerle büyüklerimize anılarını yaşatmayı, gençlerimize Ataköyümüz’ü tanıtmayı amaçladım. Umarım beğenirsiniz. Yöresel sözcüklerin anlamlandırılmasıyla şiirimiz daha anlaşılır hale gelecektir.
Eleştiri ve önerilerinizi bekler, hepinizi saygı ve sevgilerimle selamlarım.



ATAKÖYÜM

Tarihini sorsan çok eskilerde
Ağalar da yaşamış beyler de,
Fakiri de olmuş zenginleri de.
Çok değerler yetiştirmiş köyüm.
Öğretmen, doktor avukat…..
Hâsılı tüm mesleklerde.

Kırlarında uçuşur,
Kelebeklerle kuşlar.
Kızıl mağarada yaşar,
En eski hatıralar.
Doğan güneşle yükselen
Gatargayası var.

Köyümün planı şehre benzer
Uzun caddesinde aşık oynarlar,
Akar bulaklardan buz gibi sular,
Arife gecesi içersen eğer,
Şifa bulurmuşsun
Zemzemdir derler.

Her yöresi özel adla anılır
Eski adı Mağaracık diye tanınır.
Başbaşalar, Dağyolu, Toptaş Göller
Arğaca Eziz’in Kayası derler
Tendirlik, Tikindalı, Şoş, Otoy….
Ve daha nice yerleri var.

Yaylası var çiçeklerle bezenmiş,
Göy Dağı taaa göklere uzanmış,
Sarı çayır otlarıyla ün salmış,
Garnağında her mevsim kar kalmış
Yaylamızı köylülerim,
Çok zorlukla kazanmış.

Analar bacılar süt sağarlar,
Komşularla beraber ğap yaparlar,
Ya çubuğa kerter ya ip bağlarlar,
Makineye çekip kaymak toplarlar,
Kaymak ile nezik kuymak yaparlar,
Çeçilleri motallarda saklarlar
Yaylamızda mensil yapar köylüler.

Köyümüz her zaman Kars’a bakar,
Köylüler her gün şehre akar,
Gitmesi kolaydır iniştir yolu,
Dönüşü çok zordur yokuşla dolu,
Önce tüneller, diktaş ve köyün altı,
Çıkınca yokuşu verirler mola,
Dururlar mezarlık başında
Anarlar yatanları bol dualarla.

Arı gibi oğul vermiş,
Yurdun dört yanını sarmış,
Kimi İstanbul, kimi Ankara’da,
Kimi İzmir’de ev almış.
Dağılmıştır tüm dünyaya köylüler.

Yemekleri saysam türlü türlüdür,
Ketesi, ğaşılı, ğengel ünlüdür,
Feselli, kuymak, pilav, halvası
Hepsi çok güzel ama,
Kazdır yemeklerinin hası.

Sonbaharda sararır otlar,
Çobanlar hakkını toplar,
Kimi değirmene gider,
Kimi teten toplar,
Kimi erişte kesip saklar
Kışa hazırdır köylüler.

Kış gelince hep ahırlar şenlenir,
Kar yağınca kartopu oynanır,
Elfene yapılıp oyun oynanır,
İhtiyarlar cenk dinleyip dinlenir.

Baharı gör ne güzeldir köyümde,
Cemre düşer nevruz gelir sonunda,
Yer nefesle çifte çıkarlar,
Bin umutla tohum seper,
Modyam olur çifti ekerler.
Çeğil tamam artık güman tanrıda,
Gözler gökte rahmet bekler köylüler.

Baharla yaz bir yaşanır köyümde,
Bir sayayım neler biter, neler yenir,
Tarlasında, çayırında kırında:
At kulağı, adoyul, baldırgan, buğa tikeni,
Bağayaprağı, camuşkulağı, çayırsoğanı,
Çiyelem, çemen, doyşantopuğu, düyedavanı,
Evenkövenci, eveliğ, ğoruzdimdiği, gazayağı,
Ğımı, gijirken, ğatınbarmağı, gangal,
Gayalavaşı, kelemenkeçir, kuşebbeyi,
Koçkoçu, kuşburnu, kuzukulağı,
Koyungödeni, köveley, kekik,
Keçimemesi, koyun kulağı, kaya tütünü,
Lilpar, medik, nergis çiçeği, öküz pöçüğü,
Topuz, turp, unnuca, sorağan, yarpuz,
Yemlik, suteresi.

Kimisini tuzlar yerler,
Kimisini kuruturlar,
Kimisinden turşu korlar,
Kimisinden aş yaparlar,
Yöreseldir tüm bu adlar.

Bahar bitmiş yaz başlamış,
Kotan koşup herk eylemiş,
Ot biçimi gelip çatmış,
Kars’a gidip ırgat tutmuş,
Bedelleşip çayır biçmiş,
Gururla tayayı kurmuş köylüler.

Arabayı dirgen, tırmık, tırpanlarla süslemiş,
Örs çekici, tırpan masatı özlemiş,
Arpa tarlası bıldırcını gizlemiş,
Vakit tamam harman zamanı gelmiş,

Arpa biçti sap getirdi harmana,
Gemler ezdi saplar döndü samana,
Oldu harman artık garraflasana,
Çok sevinir çocuklar bu zamana,
Tığ yaparak bekler yeli köylüler.

Haydar, haydar diye yeli çağırır,
Yel geldikçe tığ savurur,
Buğdayı samandan ayırır,
Sacda kavurga kavurur,
Çok lezzetli köy kavutu

Süzme ile kurut yapar,
Beklemezse pişik kapar,
Tandırlarda kömbe yapar,
Külfesi var tandırların.

Tarda tavukları tüner,
Fallıklar yumurta dolar,
Komda kuzuları meler,
Danalıktadır danalar.

Tandırda çeker lavaşı,
Kazdır yemeklerin başı,
Şifadır evelik aşı,
Çeçil peynir sofra başı.

Basma keser galağ yapar,
Çatlak eller tezek kokar,
Alnından hep terler akar,
Cefakârdır köylülerim.

Dibeklerde bulgur döver,
Kabulcayı yarma eder,
Bulgur kazla iyi gider,
Lezzet sever köylülerim.

Tuz taşında tuz döverler,
Öküzü atı överler,
Konuşmayı çok severler,
Tatlı dilli köylülerim.

Bu çalışmaların ardından,
Dalda yastık altta minder,
Önde tereyağlı ğengel,
Pec üstünde demli çaylar,
Çay içer yorgunluk atar köylüler.

Yılda iki bayram yaşar,
Hep birbirine koşar,
Küslük gider barış yaşar,
Barışsever köylülerim.

Yılmaz’ım burda son bulsun,
İlgilenenler okusun,
Hepinize selam olsun,
ATAKÖYÜM, KÖYLÜLERİM.

Yılmaz KANDEMİRCİ
04.04.2008 İZMİR

ALİMLERDEN ÖĞÜTLER

Hararet hardadır, Sacda değildir
Keramet baştadır, taçta değildir
Ne ararsan kendinde ara
Kudüs'te Mekke'de hacda değildir
Hacı Bektaş Veli

Sevgide güneş gibi ol,
dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol,
hataları örtmede gece gibi ol,
tevazuda toprak gibi ol,
öfkede ölü gibi ol,
her ne olursan ol,
ya olduğun gibi görün,
ya göründüğün gibi ol.
MEVLANA

4 Nisan 2008 Cuma

HAYAT FELSEFEM.

İki birden çok,
Bir ikiden azdır,
Ancak; bazen bir ikiden iyidir.
Aşağı bak mutlu ol.

Çünkü:Ne olursa olsun
Yaşamak çok güzeldir.

Yılmaz KANDEMİRCİ
19.03.1980

Dalgınlık

Elimde sigara
Önümde tabak
Yakmışım yorganı
Dalgınlığa bak.


Yılmaz Kandemirci
12.02.1971 Kars Bekler köyü

2 Nisan 2008 Çarşamba

ÖĞRETMENİM

Yorulmak nedir bilmezsin,
Daima ileri dersin,
Bizler için sen her şeysin
Öğretmenim canım benim.

ATATÜRK’Ü sen öğrettin,
İnsanlığa ışık tuttun.
Cehaleti esir ettin,
Öğretmenim canım benim.

Bize bilgi veriyorsun,
Bir mum gibi eriyorsun,
Ama aydınlatıyorsun,
Öğretmenim canım benim.


Gelecek demek biz demek,
Verdin yüz binlerce emek
Her gün eli öpülecek
Öğretmenim canım benim.

Bizler arı sen çiçeksin,
Kalbimizde açacaksın.
Sonsuza dek kalacaksın,
Öğretmenim canım benim.

Yılmaz KANDEMİRCİ
24.11.1995 İZMİR

14 Mart 2008 Cuma

ERDOĞAN ASLAN 'A TEŞEKKÜR

Bana karşı göstermiş olduğunuz ilgi ve zahmetlerinizden ötürü en derin sevgi ve saygılarımın kabülünü rica eder,teşekkürlerimi sunarım.
Umarım bu iletiyi göndermeyi başarıp, birlikte mutluluğunu yaşarız.
İÇTEN SEVGİ VE SAYGILARIMLA.