20 Mayıs 2010 Perşembe




 ÇOK ÖZLEDİM.

 Sabahtan erken kalkmayı,
 Malı nağıra katmayı,
 Arabayla çöle gitmeyi,
 Tohum sepip çift ekmeyi,
 Tarlada çeğil yapmayı,
 Omuza tırpan atmayı,
 Bedelle tarla biçmeyi,
 At koşup harman sürmeyi,
 Garrafla harman yığmayı,
 Yabayla tığ savurmayı,
 Ofise arpa satmayı,
 Güz değirmene gitmeyi,
 Tandırda pişen ekmeyi,
 Ekmekle döğmeç yapmayı,
 Katığa kaymak katmayı,
 Yiyip oyuna gitmeyi,
 Çok özledim.

 Yazın yaylaya gitmeyi,
 Yaylada dana gütmeyi,
 Çobana koyun katmayı,
 Kuzuya nişan atmayı,
 Destek kuzuyu tutmayı,
 Koçu koyuna katmayı,
 Çok özledim.

 Toylarda at oynatmayı,
 Müjde yastığı kapmayı,
 Kızlara hava atmayı,
 Şah kaldırıp bağırmayı,
 Barda mahnı çağırmayı,
 Çok özledim.

 Çölde yemlik toplamayı,
 Tuza batırıp yemeyi,
 Çapıtlarla top yapmayı,
 Teze lastikle yatmayı,
 Yanık ekmek yiyip para tapmayı,
 Şapkayı çevirip su içmeyi,
 Gidip derede çimmeyi,
 Kôm kesip ğengel yemeyi,
 Bostana gartof ekmeyi,
 Yorulup kıtlama çay içmeyi,
 Çok özledim.

 Kış kardan adam yapmayı,
 Buzda topaç oynatmayı,
 Giydiğim ip çorapları,
 At koşulan kızakları,
 Duvar dibindeki sohbetleri,
 Gençlerle elfene yapmayı,
 Çok özledim.

 Şoşta aşık oynamayı,
 Aşıkları lit yapmayı,
 Üçünü beşe satmayı,
 Bayrama para yapmayı,
 Kuyuya fındık atmayı,
 1950 li yıllara dönüp,
 Köyümde çocuk olmayı,
 ÇOK ÖZLEDİM.

                
                                Yılmaz KANDEMİRCİ  
                                                            18 MAYIS 2010 İZMİR

21 Nisan 2010 Çarşamba

15 ARALIK 2006


Saat 5:15’de telefon çaldı,
Telefonun sesi çok acı geldi
Duyduğum haberle ciğerim yandı
Sonnur dedi “Amca! Babamız öldü.”

Bu haberle benim dünyam yıkıldı,
Ellerim titredi, dilim tutuldu,
Sanki yüreğime hançer sokuldu,
Bana kardeş değil bir can gibiydi.

Acı haber her tarafa yayıldı,
Bacı kardeş bir araya gelindi,
Vuruldu dizlere yaşlar döküldü,
Kardeş acısıyla yürekler yandı.

Ağladık sızladık, feryatlar ettik,
Kardeş acısını çok erken tattık,
Dokuz kardeş idik sekize indik,
Bizler birbirimizi çok severdik.

Bu acı haberi duyanlar geldi,
İyilik timsali güzel insandı,
O, herkesin sevdiği çok iyi candı,
Tanıyanlar O’nu rahmetle andı.

Hayalleri vardı, düşleri vardı,
Daha yapılacak işleri vardı,
Üç çocuk everdi ikisi kaldı,
Kalanlar bizlere emanet oldu.

Sanki insan değil melek gibiydi,
Narin yemek yiyip, temiz giyerdi,
Sevgisi dışta değil hep içindeydi,
O kötülük sevmez, iyilik derdi.

Az konuşur ama öz konuşurdu,
Verdiği sözünde mutlak dururdu,
Hem dürüst, hem asil, hem gururluydu,
Kalbi yardımseverlikle doluydu.

Zayıftı vücudu, uzundu boyu,
Gerçek efendiydi iyiydi huyu,
Asla sevmiyordu dedikoduyu,
Rahmetle anıyoruz sen rahat uyu.

Biz sana doymadık uğurlar olsun,
Yattığın mekânın nurlarla dolsun,
Hepimizin hakları helal olsun,
Makamın cennet ruhun şad olsun.

Yandırdı,
Neşter değdi yandırdı,
Azrail Mustafam’ı aldı,
Yüreğimi yandırdı.

YILMAZ KANDEMİRCİ
15 Aralık 2007 İZMİR

18 Ağustos 2009 Salı

KARS-ATAKÖY'ÜMÜZDEN GÖRÜNTÜLER





KARS VE ATAKÖY'ÜMÜZLE İLGİLİ DİĞER FOTOĞRAFLARA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYIN:
Posted by Picasa

16 Ağustos 2009 Pazar

ARKADAŞIM.

Aylar geçse, yıllar geçse,
Bel bükülüp diş dökülse,
Hep saçlarım beyaz olsa,
Ben senin ismini asla,
Unutamam, unutamam.

Gözde gözlük, elde asa,
Gezerek gönlüm yorulsa,
Alacağım her nefeste,
Ben senin ismini asla,
Unutamam, unutamam.

Görülmemiş bir dert bulsa,
Her yerim yarayla dolsa,
Garip başım dara kalsa,
Ben senin ismini asla,
Unutamam, unutamam.

Cancağızım olsa hasta,
Kapımı çalınca posta,
Göç gününde son nefeste,
Ben senin ismini asla,
Unutamam inan ki!

5 MAYIS 1974
Yılmaz KANDEMİRCİ
Kars-Tekneli köyü

İLKÖĞRETİM HAFTASI




















Merhaba arkadaşlar,
İşte yine sonbahar,
İçimizde heyecan,
Açıldı tüm okullar.

Kız erkek ayrılmadan,
Hep okula koşalım,
El ele tutuşarak,
Eğlenelim coşalım,
           
Atatürk’ün yolunda,
İlkeleri dilimde,
Yürüyelim her zaman
O’nun aydın yolunda.

Durmadan çalışalım,
Her zorluğu aşalım,
Ata’nın gösterdiği,
Hedefe ulaşalım.

Bayraklarla süslendi,
Yurdumun her köşesi,
Kutlu olsun herkese,
İlköğretim haftası.

                        Yılmaz KANDEMİRCİ
                             Eylül 1990 İZMİR
                                              




17 Haziran 2009 Çarşamba

SEHER YELİ.

Esme seher yeli esme,
Dökeceğin yaprağım yok,
Bana derler bir ağaç dik,
Dikilecek toprağım yok.

Seher yeli serin olur,
Dost yarası derin olur,
Bağ beslersen gülün olur,
Gül dikecek bir bağım yok.

Bülbüller öter seherde,
Kimsesizim gurbet elde,
Giriftar oldum her derde,
Derdime bir ortağım yok.

Seher yeli esti, coştu,
Gençliğim başımdan uçtu,
Saçlarım hep beyazlaştı,
Durduracak bir gücüm yok.

3 NİSAN 1996
Yılmaz KANDEMİRCİ
İZMİR

5 Mayıs 2009 Salı

KÖYÜME ZİYARET

KÖYÜME ZİYARET


Yıllar oldu ben köyümden ayrıyım,
O güzel köyümü gezmeye geldim.
Çocukken derede gölme yapardık,
Yine gölme yapıp yüzmeye geldim.

Ekmek aş yüzünden köyden ayrıldım,
Gurbet ateşiyle yandım kavruldum,
Yıllardır dostlardan çok ayrı kaldım,
Eski dost, arkadaş görmeye geldim.

Deresi var, bandozu var, harğı var,
Bulağlardan akar buz gibi sular,
İçenlere abu-hayat sunarlar,
Orta bulağdan su içmeye geldim.

Köyümün hasreti burnumda tüter,
Atamız, anamız orada yatar,
El açıp başında edip dualar,
Kabrini ziyaret etmeye geldim.

Gurbete gidenler köye gelirdi,
Akrabalar buna çok sevinirdi,
Gelen gurbetçiye kuzu keserdi,
Bende kuzu eti yemeye geldim.

Köyümde yemekler türlü türlüdür,
Ğengeli, ğaşılı pilav ünlüdür,
Kar yiyen kazları kesme günüdür,
Kaz eti çok güzel yemeye geldim.

İlkbaharda herkes çifte çıkardı,
Belinde peştamal tohum seperdi,
Düzde satancılar meyve satardı,
O tatlı meyveden yemeye geldim.

Arpa biçiminde çöle giderdik,
Modyam olup tarlaları biçerdik,
Sabah yemeyinde pişi yiyerdik,
Tırpan alıp tarla biçmeye geldim.

Yaz gelince yaylamıza çıkardık,
Türkü söyleyerek halay çekerdik,
Gaymak, guymak, kete, nezikler yerdik,
Güzel yaylamızı görmeye geldim.

Köylülerin çoğu köyden göç etmiş,
Binalar yıkılıp duvarlar çökmüş,
Eski ustalarda köyü terk etmiş,
Yıkılan evleri dikmeye geldim.

Gündüz hayalimden, gece düşümden,
Köyümün sevdası gitmez başımdan,
Vazgeçemem toprağından, taşından,
ATAKÖYÜM seni görmeye geldim,
Yılmaz'ım eski günleri anmaya geldim.

1 MAYIS 2009 Yılmaz KANDEMİRCİ
İZMİR.

22 Nisan 2009 Çarşamba

23 NİSAN

Yıl 1920 aylardan Nisan,
Toplandı delegeler yurdumun dört yanından,
Yükseldi o gün bir ses dedi millet egemen,
Kurtuldu milletimiz yöneten tek insandan.

Egemenlik ulusun diye haykırdı atam,
Kaldırıldı ülkemden padişahlık ve sultan,
Bu günün sevinciyle coşupta taşar insan,
Sevinelim, coşalım, çalışalım durmadan.

Tasaya gama paydos sona erdi kötü gün,
Bu seviçli gününle öğün türk oğlu öğün,
Eğmeyeceksin artık hiç bir kimseye boyun,
Tarihe şanla yazdı, senin o yüce soyun.

Artık millet söz bizde sandıklara gidelim,
Bizi yönetenleri oyumuzla seçelim,
Bir oy ne ki demeyip kıymetini bilelim,
"Damlaya, damlaya göl olur." unutmayalım.

Geride kaldı keder kurtuldu bütün vatan,
Çocuklara armağan bu gün büyük atadan,
Milletce parolamız artık yönetim halktan,
Sevinelim hepimiz bu gün 23 NİSAN.

22 NİSAN 2009 Yılmaz KANDEMİRCİ
İZMİR

18 Nisan 2009 Cumartesi

GÜVENME HİÇ HAYATA


Aldanmışsın dünyaya ne yazık sonu boştur.
Hayaller hep nafile ümidin sonu yoktur.
Güvenme hiç hayata dur demez yaşlarına,
Her gün birini ekler ağaran saçlarına.

İnanma sevgiliye sevginin sonu boştur.
Düşersin bir kalpsize çilenin sonu yoktur.
Güvenme hiç hayata dur demez yaşlarına,
Her gün birini ekler ağaran saçlarına.

Bağlanma kadehlere içkinin sonu boştur.
Aldanma sarhoşluğa inan ki sonu yoktur.
Güvenme hiç hayata dur demez yaşlarına,
Her gün birini ekler ağaran saçlarına.

Gençliğe bel bağlama sonu ihtiyarlıktır.
Yaşadığın gün kârın sonumuz mezarlıktır.
Güvenme hiç hayata dur demez yaşlarına,
Her gün birini ekler ağaran saçlarına.

08 NİSAN 1974 Yılmaz KANDEMİRCİ
Kars Tekneli Köyü

16 Nisan 2009 Perşembe

İLK BAHAR



Vurdu güneş sıcağı,
Toprağın ensesine,
Sürdü karı soğuğu,
Dağların tepesine.

Havaya suya derken,
Düştü cemre toprağa,
Ağaca su yürüdü,
Canlandı bütün doğa.

Kar kapıdan yok oldu,
Artık her taraf yeşil,
Kırlar arıyla doldu,
Açıl çiçeğim açıl.

Gürleyen gök sesiyle,
Yeşerdi bütün yerler,
Kırlar çiçekle doldu,
Koşun kıra çocuklar.

Kalkın çiftçi kardeşler,
Başlan artık işlere,
Su verin, çapa vurun,
Yeşeren yemişlere.

Çevre ak yorganını,
Verdi yeşile ala,
Kışım sana elveda,
Kavuştuk İLKBAHARA

Yılmaz KANDEMİRCİ
7.04.1974 Kars Tekneli köyü

20 Aralık 2008 Cumartesi

KÖYLÜ KARDEŞ

Köylü kardeş bir sualim var sana,
Nerde boz öküzler? Nerde çubuklar?
Modadan mı düştü? Asır mı döndü?
Nerde peştamalın? Nerde çarıklar.

İkinci soruma nedir cevabın;
Nerde ön tekerler? Nerde dırabın?
Motor mu alacan; şoför mü oldun?
Nerde ehliyetin? Nerde hesabın?

Köylü kardeş sana üçüncü sorum,
Nerede harmanın? Nerede sapın?
Sendikalı olup grev mi yaptın?
Nerede kanunun? Nerede hakkın?

Atamız, köylüye efendi derdi,
Kendi tarlasını kendi sürerdi,
Kendisi üretip kendisi yerdi,
O zaman var mıydı ekmek su derdi?

Yılmaz der son defa cevap ver hemen,
Nerde kırık yaban? Nerede dirgen?
Şehire mi göçün, sırtında yorgan?
Nerede ev aldın? Nerede arsan?

Yılmaz KANDEMİRCİ
9 MAYIS 1974 KARS Merkez Tekneli Köyü

11 Aralık 2008 Perşembe

NASIL GEÇMİŞ HABERSİZ

Mevsim ilkbaharında tanışmıştık seninle,
Bu aşka ikimiz de başlamıştık yeminle,
Öten bülbül sesiyle aşkımız geldi dile,
Benziyordu aşkımız yeni açan bir güle.

Nasıl geçmiş habersiz günler, aylar, seneler,
Maziden bana kalan sadece hatıralar.

Süslemişti ağaçlar sevgimizi güllerle,
Kıskandı aşkımızı öten bülbüller bile,
Söyledi şarkımızı rüzgârlar geldi dile,
Yeşermişti aşkımız yağan yağmurlar ile.

Nasıl geçmiş habersiz günler, aylar, seneler,
Maziden bana kalan sadece hatıralar.

Geldi hazan mevsimi gül dökülür solarak,
Sen kuruyan bir ağaç, ben ise solan yaprak,
Bir rüzgârın esiri uçuşur sevgimiz bak,
Geçen günler hatıra aşkımız oldu serap.

Nasıl geçmiş habersiz günler, aylar, seneler,
Maziden bana kalan sadece hatıralar.

Yılmaz KANDEMİRCİ
18 NİSAN 1974
KARS MERKEZ TEKNELİ KÖYÜ

3 Kasım 2008 Pazartesi

AYNA SUÇSUZ

Aynayla yatıp kalkardın,
Resmine hayran bakardın,
Yıllara meydan okuyup,
Ayna hep dost kalır sandın.

Yıllar yılı kovaladı,
Resmin değişik hal aldı,
Aradığın görüntüler,
Çok eskilerde kaldı.

Aynaya hayranlık gitti,
Süslenip taranmak bitti,
Gençlik de seni terk etti,
Ah! Yaşlılık gelip çattı.

Saç ağarıp bel büküldü,
Güzellik yüzden çekildi,
Artık hayaller yıkıldı,
Aynalar hep düşman oldu.

Dost baktığın aynalara,
Kızarak bakma sakın,
Bu aynanın suçu değil,
Yaşamın bir hakikati.

Yılmaz KANDEMİRCİ
22 EKİM 2008 İZMİR

7 Ağustos 2008 Perşembe

YEĞENİMİN DUYGULARIYLA…

ATAKÖY

Benim ikinci köyümdür,
O güzel köy Ataköy.
Dedemin nenemin köyüdür,
O güzel köy Ataköy.

Karşıda görünür Kars’ın kalesi,
Kırlarında açar gülü lalesi,
Anamın, dayımın, teyzemin yuvası,
O güzel köy Ataköy.

Bir yanında vardı güzel deresi,
Kovanlarda bal yapardı arısı,
Orada sarılırdı gönül yarası,
O güzel köy Ataköy.

Çok güzeldir bostanı bağı,
Katar Kaya denilen o yüce dağı,
Meşhurdur kaz eti, sarı yağı,
O güzel köy Ataköy.

Meleşir gelirdi koyunla kuzu,
Köyün simgesi Tiktaş’ı, Bandoz’u,
Yaylaya çıkardı gelinle kızı,
O güzel köy Ataköy.

Hepsi de okumuş aydın insanı,
Hepsinin vardır şöhreti şanı,
İleri görüşlü güzel insanı,
O güzel köy Ataköy.

Hayranım köyün uzun boyuna,
Güzel yaylasına, soğuk suyuna,
Hakverdi at biner giderdi toyuna,
O güzel köy Ataköy.

Karakaleli şair Hakverdi AKKOL
19.03.2007

20 Haziran 2008 Cuma

GURBET

Gurbet derler ama, bence ayrılık.
Hayal aynı, gerçek aynı, düş aynı.
Bir fark vardır ancak ondan ağlanır;
Anadan, babadan kardeşten ayrı.
Yoktur gece, gündüz ayda farklılık,
Hava aynı, toprak aynı su aynı,
Eski dostlar ile köyünden ayrı.

Gurbet çilelidir çekilmez derler,
Gurbete düşenler etrafı gözler,
Onca insan içinde insanı özler.
İnsan mı yok? dolu sokaklar,
Etrafta insandan çok ne var?
Ama o kadar yürürsün cadde sokak,
Ne bir selam veren, ne yüzüne gülen var.
Hani derler ya hep kardeştir insanlar,
Doğru severim insanları;
Renk seçmem, ırk ayırmam,
Tümüne saygım var,
Ancak gözlerim hep gülen bir yüz ile,
Eski dostları arar.

Adına gurbet deyip suçlama gittiğin yeri,
Kahretme yalnızım diye,
Etraf insanlarla dolu.
Olmayan bir şeyler varsa,
Onlar senin içinde,
Dostlar, akrabalar yaşanan hatıralar.
Sabret; edin yeni dostlar, komşular,
Zaman en iyi ilaçtır unutma,
Seversin gittiğin yeri.
Kim bilir gün gelir,
Oturmuşsun yeni evinde,
Etrafında çocuklar,
Gurbet olmuş senin için,
Eski yaşadığın yerler.

4 HAZİRAN 2008 İZMİR
YILMAZ KANDEMİRCİ

24 Mayıs 2008 Cumartesi

ÖĞRETMEN














Ben bir öğretmenim;
Öğrencilerime 29 harfi öğretirim.
A harfi ile ATATÜRK’Ü,
B " " barışı,
C " " Cumhuriyeti,
Ç " " çağdaşlığı,
D " " devrimleri,
E " " emeği,
F " " fazileti,
G " " güzelliği,
H " " hürriyeti,
I " " ışığı,
İ " " insanlığı,
J " " jimnastiği,
K " " kardeşliği,
L " " laikliği,
M " " mutluluğu,
N " " neşeyi,
O " " okumayı,
Ö " " özgürlüğü,
P " " paylaşmayı,
R " " realiteyi,
S " " sevmeyi,
Ş " " şahsiyeti,
T " " TÜRKİYE’Yİ,
U " " uzlaşmayı,
Ü " " üleşmeyi,
V " " vatanseverliği,
Y " " yardımlaşmayı,
Z " " zorlukları aşmayı öğretirim.
Ben öğrettikçe mutluluğu yaşar,
Onlar öğrendikçe cehaleti aşar,
ATATÜRK ilkelerini yaşatmak için,
Hepsi durmadan koşar, koşar, koşar da koşar,
Ve ÖĞRETMEN yetiştirdiği eserlerle,
Sonsuza dek gururla,
Yaşar, yaşar, yaşar da yaşar.
Yılmaz KANDEMİRCİ
İzmir Aralık 1996

18 Mayıs 2008 Pazar

SAKIN HA!

Ey gençler esir olmayın,
Özentilere kanmayın,
İçen, adam olur sanmayın,
Zorluğu var bırakmanın.

Özenip biraz içerim,
Daha sonra vazgeçerim.
Boşuna hep çabaların,
Esirisin sigaranın.

Gün gelir parasız kalır,
Başkasına el açarsın.
Belki de çaresiz kalır,
Hırsızlık bile yaparsın.

Annen ağlar, bacın ağlar,
Feryatları yürek dağlar.
Bu halini duyan baban,
Sana kötü sözler söyler.

Bazı gençler yürek yakar,
Sokaktan izmarit toplar.
Onu takip eder haplar,
Esrar sırasını bekler.

Paran duman olup uçar,
Etrafına zehir saçar.
İçmeyenler senden kaçar,
Genç yaşta ihtiyar yapar.

Bugün düğün yarın bayram,
Yılbaşı son der içersin,
Bazen kızar vazgeçersin,
Artık çok zor sen esirsin.

Yudum, yudum içersin ölümü,
Adım, adım getirir sonunu,
Fark etmezsin bitirir ömrünü,
İstesen de bırakamazsın onu.

“Kötü arkadaştan iyidir”,
İnan bunlar tesellidir,
İyi arkadaş kitaplardır,
Yetmez ise spor vardır.

Arkadaşını iyi seç,
Sigara içmekten vazgeç,
Temiz hava bol gıda al,
Arkadaşına örnek ol.

Zararını iyi tanı,
İyi gözle görme onu,
Kanser sigaranın sonu,
İçmemektir bunun yolu.

Özentiyle ben de içtim,
Sonra bırakmaya koştum,
İrademe savaş açtım,
Çabalar boş iş işten geçti.

Yılmaz KANDEMİRCİ
31 MAYIS 2007 İZMİR

16 Nisan 2008 Çarşamba

23 NİSAN


Bu sabah yine erken,
Sevinçle uyandık biz.
Bugün 23 NİSAN,
Atatürk’ten aldık hız.

Bayrağımız göklerde,
Özgürce dalgalansın,
23 Nisan bugün,
Sonsuza dek hep kalsın.

Atam senin yolunda,
İlkelerin kalbimde,
Bugün 23 Nisan,
Dün var idi yarın da.

Meclis kuruldu bugün,
Egemenlik ulusun,
Bugün 23 Nisan,
En güzel günün bugün.

Çocuklar bayram size,
ATATÜRK’ ten emanet,
Bugün 23 Nisan,
Yaşatın sonsuza dek.

Yılmaz KANDEMİRCİ
20 NİSAN 2008 İZMİR

8 Nisan 2008 Salı

HEMŞERİ


Hemşeri derler de,
Nedir bu hemşerilik?
Hani bir gurupta anlatılınca
Yöresel bir fıkra.
Katılır hemşerim gülmekten
Ne güzel zevk almakta.
Ne o! Gülsene ey arkadaş,
Ne gülsün! Ne anladı ki fukara,
Dolu fıkranın içi yöresel sözcüklerle.
Bir anlattın, bir daha, bir daha nafile,
Çünkü fıkra onu gıdıklamamakta.

Yılmaz KANDEMİRCİ
26 Eylül 1996 İZMİR

7 Nisan 2008 Pazartesi

Aşağıdaki ATAKÖYÜM şiirini okurken duraksadığınız veya anlamlandıramadığınız sözcüklerin anlamını kolayca bulmanız dileğimle.

KIZIL MAĞARA: Köyümüzün deresinde bulunan kayalardan yontularak yapılmış tarihi mağara.
AŞIK
:
Koyun ayağından çıkan şekilli kemik.
BULAK: Çeşme.
ĞAP: Yaylada kadınların yaptıkları süt alışverişi.
KERTMEK: Çubuk parçasına bıçakla işaret vurmak.
KUYMAK: Kaymak ve unla tavada yapılan yöresel yemek.
NEZİK: Kaymak ve unla sac üstünde yapılan ince yufka.
ÇEÇİL: Kaymağı alınmış sütle yapılan tel peynir.
MOTAL: Kışlık için peynirle doldurulmuş koyun derisi.
MENSİL: Sütten yapılan gıdalara verilen genel ad.
ĞAŞIL: Bulgur, bir miktar un ile suda kaynatılarak katı hale getirilir, tabaklara alınıp ortası çukurlaştırılarak erimiş yağ ve sarımsaklı yoğurt dökülerek yenen yöresel yemek.
ĞENGEL: Yaprak mantı.
FESELLİ: Un, su ve yağla sac üstünde pişirilen içsiz kete.
TETEN: Kırlardan toplanan tezek.
AĞIR: Ahır.
ELFENE: Gençlerin bir araya gelerek yaptıkları oyunlu eğlence.
CENK: Tarihi kahramanlıklar.
YERNEFESİ: Üçüncü cemrenin toprağa düştüğü zaman.
MODYAM: Köylülerin ortaklaşa çift ekmesi.
ÇEĞİL: Tarla içerisindeki taşların öbek öbek toplanması.
ÇİĞELEM: Çilek.
GİJİRKEN: Isırgan otu.
KUŞEBBEĞİ: Madımak.
KÖVELEY: Mantar.
YARPUZ: Nane.
KOTAN: İki kollu demir pulluk.
HERK ETMEK: Nadaslı tarlayı pullukla sürmek.
TAYA :Ot yığını.
GEM: Döven.
GARRAF : Harmanın toplanmasında kullanılan tahtadan yapılmış araç.
TIĞ : Samanla tanelerin birlikte toplanmış hali.
KAVURGA : Buğdayın sac üzerinde kavrulmuş hali.
KAVUT :Kavurganın öğütülmüş hali.
SÜZME : Suyu alınmış yoğurt.
KURUT: Süzmenin topaç büyüklüğünde güneşte kurutulmuş hali.
PİŞİK :Kedi.
KÖMBE:Sütle yapılmış ekmek.
KÜLFE : Tandırın hava alma yeri.
TAR : Ahırlarda tavukların tünediği uzun sırık.
FALLIK :Folluk.
DANALIK : Dana barınağı.
BASMA: Yazın tezek yapmak üzere kışın 15-20 cm. yüksekliğinde yayılarak harmanda toplanan hayvan gübresi.
GALAĞ :Tezek yığını.
DİBEK: Bulgur yapmak için ortası oyulmuş büyük taş.
KABULCA: Buğdaygillerden bir tahıl.
PEC: Soba.
DALDA: Arkada.
GATARGAYASI : Sıralı kayalar.
GARNAĞINDA : Her mevsim kar bulunan dağın adı.
GÜMAN : Umut, güç, güven.
ĞIMI : Çorbası ve turşusu yapılan bir bitki.
DOYŞAN : Tavşan.
EVELİK : Kurutularak saklanan şifalı bir bitki.